Genel

“Şaman Olunmaz, Şaman Doğulur” Mu?

Sosyal medyada şöyle bir yazıya denk geldim.

“Şamanlık din değildir. Öğretidir. Spiritüelliğin temelidir. Yaratılışın özünü anlamaktır. Şaman olunmaz. Şaman doğulur. Yaşamın ve doğanın korunması için gerekli bir düşünce tarzıdır. Şamanizme bağlı olunur. Şaman olmak ise doğuştan gelir. Sonradan şaman olunmaz. Doğa kendi koruyucularını kendi seçer.”

Yazan canı tanımıyorum, öncelikle yüreğine sağlık. Ancak eksik bir yazı… Küçük bir ekleme yapmamız gerekiyor. Bunu okuyanlar şamanik şifayı öğrenmekten deneyimlemekten vazgeçmemeli. Çünkü yeryüzü dostlarının şamanik şifa tekniklerini öğrenmesi gerekiyor. Doğa Anaya bağlanmak, rehber hayvanlarını keşfetmek, rüya kapısını aralamak gibi…

Yalnız yazıda son cümleyi çok sevdim. Doğa kendi koruyucularını kendisi seçer. Bu cümle Yeryüzündeki görevimizi adeta özetliyor. Atalarımın yolunda ben de Doğa Anamızın yolunu sürüyorum. Adanmışız bir kere yola… Doğa Ana ve ormanın ruhu Hızır – Green Man bizim için en önemli unsurlardandır.

Semahlarımızda alnımıza kırmızı ve yeşil bandı bağlayıp evrenle, doğa ile semah döneriz. Bu kırmızı ve yeşil kuşak sembolik bir bağ değildir. Doğa Anamızın kalbinden gelen enerjiye uyumluyuz. Ve onun enerjisiyle yeryüzündeki koruyuculuk ve rehberlik görevimizi sürdürüyoruz.

Kadim metinler insan türünün yeryüzünün koruyucu türü olduğunu söyler. Sonradan insanların DNA’sı düşürülmüş.

Bu yüzden Yol cümleden uludur. Bizim için sürülmesi gereken tek şey bu yoldur. Eskisi gibi doğa ile barışık güzel günlere dönmektir amacımız.

Bazı canlar doğa bizden güçlü onun korunmaya ihtiyacı yok diyebilir. Elbette ki Doğa Ana istese silkeler atar bizi üstünden. Ancak o bizim özümüzü biliyor ve birlikte bu yolda 5. ve diğer boyutlara doğru çıkıyoruz. Bu süreçte de yerin göğün ışıklı ruhları bizlere destek oluyor. Sirius, Venüs, Pleiades gibi…

Yıldızların Şarkısı isimli kitapta Afrikalı Şaman Baba Mutwa diyor ki atalarımız dünya dışından geldi ve geldikleri gezegeni yok ettiler. Ve hala yeryüzünde savaşıyorlar. Dünyaya zarar veriyorlar. İlginç bulabilirsiniz ama bir şamanın gerçekliğinde daha ne bilgiler var şaşarsınız.

Peki diğer kültürlerde ruhsal şifacılara, otacılara, şamanlara ne deniyor merak edenler için seminer notlarımdan bir bölüm paylaşıyorum:

  • Türkler : Kam (Kam Ana, Kamlaniye töreni düzenler, Kamlık yolunu sürer.)
  • Altay, Uygur, Tuva, Hakkas, Kırgız, Teleüt, Telengit, Şor, Lebed, Sagay,  Kaçin, Küerik, Soyon: Kam – Ham
  • Türkmenler, Özbekler: Porhan, Perihan, Falbin
  • Meksika – Toltekler: Nagual
  • Kızılderililer: Büyük Şef vb.
  • Avustralya: Medicine Man
  • Eskimolar: Angakok
  • Yakutlar: Oyun
  • Çuvaşlar: Yum
  • Kırgız-Kazaklar: Bakşı-Baksı  
  • Moğollar, Buryatlar, Kalmutlar: Bö, Böge
  • Uygurlar: Samatı
  • Niv­kalar: Çam
  • Ketler: Eenin
  • Samoyedler: Tarıp
  • Ostyaklar: Tadıb
  • Nenler: Tadebya
  • Yukagirler: Alına
  • Saamlar: Noyda
  • Nanaylar, Ulçiler: Sama
  • Oroçiler, Mancular: Sam

Görüldüğü gibi hepsi kendisine şaman demiyor. Şaman kelimesi Orta Asyada yaşayan Tunguzların Evenki halkından gelen bir kelime… Ancak bugün tüm dünyada tanınan bir kelime oldu.

Örneğin Alevi Bektaşilerde ruhsal görevlilerimizin adı Ana, Dede, Eren, Baba Eren, Pir, Rehber gibi isimlerden oluşur. O yüzden ben de kendime şaman demiyorum, analık görevimi yerine getiren bir yolcuyum. Soyadı Kam olan bir aileden gelmeme rağmen dilim Kamlığa da çok gitmiyor.

Şaman olunur mu, doğulur mu’dan öte hizmetimizi yapmanın derdindeyiz.

Ancak “Herkes şaman olabilir mi” yazımda yazmıştım. Herkes zaten ruhsal şifacı olamaz. Tıpkı herkesin doktor, aşçı, avukat vb olamayacağı gibi…

Kişinin ruhani görevi varsa yol onu seçer, o da yolu seçer. Bu yol taaa biz doğmadan önce seçilmiş ulu bir yoldur. Yüksek benlik dünyaya doğmadan önce sözleşmesini yapmıştır. Bu yüzden şaman olunmaz, şaman doğulur derler.

Ancak şaman olmayan köylerde, klanlarda bu görevi yapması için ruhların uygun insanlardan rehber atadığını da biliyoruz. Bu görevliler doğuştan gelen şaman ile aynı özellikte olmayabilir. Ancak büyük, küçük demeden hepimiz hizmetimizi yaparız.

Şimdi günümüz gerçekliğinde şamanizmin daha çok bilinmesi gerekiyor. Çünkü Şamanik şifa doğanın yoludur. Bence doğanın yolunu öğrenmek şu dünyada yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesidir.

Hatta benim için en başta öğrenilmesi gereken şeydir.

Hakikat Doğadadır.

“Şaman olunmaz, şaman doğulur” diyerek bence biraz kavram kargaşası da yaşanmıyor değil. Çünkü toplum kendi kültüründen uzak kalmış.

Örneğin Aleviliği ve Ocakları araştıran ve yola talip olan birisi Ana veya Dede olmuyor. Ancak bu kişiler İnsanı Kamillik yolunu sürebilir. Bu arada ek olarak Ana ve Dede şifacı değildir. Ruhani rehberlerdir. Bu kişiler doğuştan görevli gelirler. Hizmetini kendi halkına ve Doğa Anaya yaparlar. Ocaklık sistemi içinde Ana, Dede, 12 Hizmetli, Rehberler gibi bir sürü görevli var. Yolu sürmek isteyen alevi canlar, hizmetliler önce yola talip olur.

Bir deyişte ozanımız şöyle der “talip gelmez oldu pir nefesine”

Bence bırakalım da talipler araştırsın şamanizmi.

Şaman kelimesi yukarıda belirttiğim gibi Asya’da yaşayan Tunguzlara ait bir kelime olduğu için tam olarak kelimeyi özümseyemiyoruz bence… Ancak şaman kelimesi bir yerde uluslar arası bir kelime de oldu. Alıştık kendisine… Yine de bu tartışmalar kolay kolay biteceğe benzemiyor.

Geçen gün de bir takipçim sordu. Şamanik şifa seminerlerime katılanlar şaman oluyor mu veya ruhsal rehberleriyle tanışıyor mu diye…

Şamanik Şifa Seminerimde öncelikle bir şifa çemberi açıp kam davulumla şamanik yolculuk yapıyoruz. Doğanın yolunu, öte alemin ruhlarını, Kadim yolu, şamanizmin tarihçesini, insanların görevlerini anlatıp dünyadan ve yerelden şamanik şifa örneklerini anlatıyorum. Erk hayvanlarını çağırmayı, rüya sembollerini ve şamanik şifa kültürünün nelerden oluştuğunu aktarıyorum.

Bu seminerlerde sadece şamanik şifaya giriş yapmış olunuyor. Kapıyı göstermek bizim görevimizdir. Kapıdan girecekler ise yolu süren canlarındır.

Örneğin reiki öğrenen birçok kişi budist olmuyor. Sadece budistlerin bir şifa tekniği olan Reiki’yi öğreniyorlar.

Bu yüzden Şamanik şifa seminerlerinde de şaman olunmuyor. Şamanik şifa teknikleri öğreniliyor. Kişinin şamanik şifa tekniklerini hayatına katıp şifalanmasıdır aslolan.

Şamanlık süreci genelde şöyle oluşur diyebiliriz:

1-Kişinin yüksek benliği bu görevle dünyaya doğar. Bu yüzden şaman doğulur şaman olunmaz derler. Genelde de atadan görevli bir ailede doğarlar.

2-Eğer köyde, şehirde şaman olarak görevli insan yoksa o bölgeye doğanın veya göğün ışıklı ruhları yeryüzünün, insanların, hayvanların koruyuculuğunu yapabilecek uygun bir rehber atayabilir.

3- Yeni çağda şamanik şifa uygulayıcıları bulunuyor. Işık işçileri şifa çalışmalarında şaman davulu kullanıyor. Tıpkı reiki veya tibet çanaklarını kullanan şifacılar gibi düşünebiliriz bunu…

Örnekler çoğaltılabilir. Şimdilik kısaca değinmek istedim.

Son olarak. Su akar, yol kendisini bulur.

Bizleri bu meydana getirenlerin, yolu sürdürenlerin demine hü diyelim.

Işık ile…

Burcu Yeryüzü