Genel

Başa ve Bele Bağlanan Kırmızı Kuşağın Anlamı

Alevi-Bektaşilerde kırmızının çok önemli yeri vardır.

Alınlarına, bellerine bazen kırmızı bazen de yeşil kuşak bağlarlar. Bugün bizler Yol’u sürdükçe bu ritüellerin gerçek manalarıyla karşılaşıyoruz. Malum yol sürülmez olunca hakikat bugünlere kadar bizlere sembollerle, hikayelerle aktarılmıştır.

Hakikatin sırlı bilgileri, vücudunun şehrine giren, hizmet sahiplerine tarihin her devrinde görünmüştür. Biz de bugün Hakikat Çağında sırlı bilgilerle karşılaştıkça elimizden geldiğince sizlere aktarmaya çalışıyoruz.

“Ne ararsan kendinde ara” sözü bu yüzden boşuna değildir.

Kendine ve özüne dönmekle ilgilidir. İlk olarak bakılacak yerlerden birisi vücuddur.

Ne ararsanız çünkü vücudda. Gelin birlikte vücudumuzun şehrine şöyle bir girelim.🙏

Kökenimize Yolculuk

Bizler yaşam enerjimizi bedenimizdeki 7 ana enerji merkezi olan çakralarımız aracılığıyla çekeriz. Bu çakralardan birincisinin adı kök çakradır ve kırmızı renktedir.

Kök çakranın enerjisi Doğa Ana’nın kalbinden gelir. Bu çakra açıldığında kişinin enerjisi içinde dönmeye başlar. Enerji yukarı doğru tırmandıkça da alna yerleşir. Bu yüzden alna kırmızı kuşak bağlarlar. Normalde üçüncü göz çakrasının rengi indigo mavidir. Ancak bu zaten nazar boncuğunda işaret edilmiştir. Aslolan burada eren adaylarına veya hizmetlilere yapılan göndermedir. Burada yaşam enerjini kökten başına kadar taşı denmektedir.

Bazen de bele veya başa yeşil kuşak bağlanır. Burada da gönül gözü işaret edilmiştir. Çünkü kalp çakrasının rengi yeşildir. Bu kuşağı takan kişi, Cem’lerde gönül gözüyle görüyorum mesajını bize vermektedir.

Araştırmak isteyenler kökteki enerjinin ismi kundalini veya Şahmeran olarak bilinir.

Kırmızının Diğer Kadim Kültürlerdeki Yeri

Örneğin Antik Mısır’da Tanrıçalar başlarına kırmızı kuşak takarlar. Japonlarda, samuraylar da kırmızı kuşak çok önemlidir. Hindular bu enerjiyi işaret etmek için alınlarını kırmızı nokta ile boyarlar. Aleviler de alnı kırmızı ile işaret eder. Kurban bayramlarında alna sürdükleri kırmızı kan aslında Kök çakradan yükselen enerjiyi simgeler. Veya Cem’lerde alınlarına bağladıkları kırmızı kuşakla da gösterirler.

Bu yüzden bugün hizmet ehli bütün canların çakralarını açıp yaşam enerjisini Doğa Ana’dan çekmeleri çok önemlidir. Bu yapıldığında semahlar ritüel olmaktan ve seyirlikten çıkar. Hep söylendiği gibi Semahlar Hak için olur.

Nefsi Yenmek

Nefsini, egosunu yenip yaşam enerjisini Kökten başa çıkartan kişinin alnı aydınlanır. Kemeri 40 pare olur derler. Yani bir gerçeğe bel bağlarlar. Nefsi yenip belde toplamak bu yüzden çok önemlidir.

Nefesin Önemi

Genelde insanların nefes almasını bilmediği söylenir. Bu doğrudur. Çünkü nefesin tam alınabilmesi için çakraların açılıp enerjinin vücudun içinde göbekten dönmesi yani devir daim etmesi gerekir. Kök çakradan başlayıp 3. göz çakrasına ve Taç çakraya çıkan enerji, sonunda göbekte birikir ve oradan diğer çakralara dağılmaya başlar.

Bu yüzden Nefes bizler için Tanrısal Öz’dür. Aleviler de deyişlerine Nefes diyerek bunu çok güzel bir şekilde göstermişlerdir.

Yaşam enerjisini yükselten kişi artık Cem’deki 12 hizmetliden birisi olur. Artık kişinin özü Doğa Ana’ya bağlanır. Kök çakranın enerjisi Doğa Ananın kalbinden gelir. Ve en önemli hakikat bilgisidir bu…

Doğa Anaya Bağlanmak

Bugün kendini bulmak isteyen herkes içindeki nefesi, hü’yü açıp kemerini Doğaya bağlamalıdır. Hakikat yolunda en temel aydınlanma budur.

Bizim Yolumuz Doğa Ana’mızın yoludur. Ozanlarımız, erenlerimiz Yol Ana Fatma’nın yoludur demiştir. En temelinde “Fatma Ana” Doğa Ana’dan başkası değildir.

Dikkat ettiyseniz taktığımız Fatma Ana kolyelerindeki el aşağıya bakar. Bu el yaşam enerjisinin kökten gelişini işaret eder. Toprak Ana’nın kalbinden… Ve bu kalp zaten gül ile sembolize edilmiştir. O yüzden “Bahçe biziz gül bizdedir” deriz.

Yazının başında da değindiğim gibi Yeryüzünün yolu unutulmasın diye yolu süren atalarımız gerçeği her zaman geleneksel ritüellerle bizlere aktarmıştır.

Bugün unutulsa da insan yeryüzünün koruyucu türüdür. Işık tohumları tarafından buraya bu yüzden ekilmişlerdir.

Bu Yolu süren belli kadim kültürler hep olmuştur. Bu topraklarda da geçmişten günümüze kendilerine Alev-i diyerek ışıktan, alevden geldiklerini zaten işaret eden bir halk vardır.

Ezcümle Toprak Ana kendisini koruyan, seven, destekleyen tüm çocuklarını uyanışa çağırıyor.

Işıklar olarak bahçeyi yeşertip Doğa Anamızı görelim.

Sevgi ve ışık ile…

Aşağıdaki görsellerde Adem’in yediği elmaya / nefese bakıyorsunuz.

img_2549img_2548