Genel

Lotus’un ve Gül’ün Hikayesi

Hindu felsefe sisteminde lotusun her yaprağının belli bir sembolü vardır ki bu semboller çiçeğin anlamına yeni ipuçları ilave ederler. Doğulular ayrıca lotus çiçeğini, insanın üç bilinç aşamasından geçtiği tekamülünü -cehalet, gayret ve kav­rayış- göstermek için kullanırlar. Lotusun üç elementin içinde (toprak, su ve ateş) mevcut oluşu gibi insanda üç alemde birden -maddi, entelektüel ve spiritüel- bulunur. Kökleri çamur ve bataklığın içinde olan bitkinin suyun içinden ge­çerek büyüyüp sonunda ışıkta ve havada çiçek açması gibi, insanın ruhani tekamülü de temel arzu ve eylemlerin karanlığından hakikat ve kavrayışın ışı­ğına doğrudur. Su ise ruhun spiritüel aydınlanma aşamasına varmak mücadele­sinde, geçmek zorunda olduğu sürekli değişen yanılsama dünyasının bir sembolüdür. Gül ve onun Doğulu karşılığı lotus, bütün güzel çiçekler gibi, kişi­nin gerçekleşmesini ve ermeyi temsil eder: Doğulu tanrılar işte bu yüzden lotus çiçekleri üzerinde otururken resmedilirler.

Bütün sembolik çiçekler arasında Mısır ve Hindistan’ın lotusu ve Gül-Haçlı­ların gülü en önemlisidir. Sembolizmleri açısından bu iki çiçek eştir.

Doğunun lotusunun tekabül ettiği ezoterik öğretiler modern Avrupa’ya gül biçiminde gir­miştir.

Gül ve lotus yonik amblemlerdirler; paskalya zambağı fallik bir sembol iken, bu çiçekler anaya ait yaratıcılık gizemlerine işaret ederler.

İnsan vücudunda uyku halinde olan merkezler aracılığıyla kozmik enerjinin harekete geçirilebildiği spiritüel kültürün gizli sistemlerini eksiksiz bir biçimde kavrayan Brahmin ve Mısır inisiyeleri, omurga üzerindeki çeşitli noktalarda mevcut olan ve Hinduların çakralar veya dönen çarklar dedikleri spiritüel enerjinin dönen burgaçlarını temsil etmek için lotus çiçeğini kullanmıştır.

Bunlardan en önemlileri yedi çakradır ve her biri sinir düğüm ve ağlarına tekabül eder.

Gizli okullara göre lanfa bezi dört yapraklı lotustur; prostatik ağ altı yapraklı lotustur; epigastrik plexus [Mide hizasında, karın duvarında bulunan sinir ağı] on yap­raklı lotustur; kardiyak sinir ağı on iki yapraklı lotustur; yutak sinir ağı on altı yapraklı lotustur; kavernli sinir ağı iki yapraklı lotustur; beyin epifizi veya biti­şiğindeki bilinmeyen merkez ise bin yapraklı lotustur. Yaprakların rengi ve her çakranın sembolleri, çok önemli anahtarlardır.

Gizem okullarının gizli bilimine göre spiritüel kavrayışın açılışına dair ipuçlarını Aaron’un çiçeklenen asası hi­kayesinde veya Wagner’in, Papa’nın çiçeklenen asasını, gizem okullarının kut­sal asasını -omurilik- anlattığı büyük operası Tannhauser eserinde bulabilirsiniz.

Gül-Haçlılar aynı spiritüel merkezleri göstermek için güller kullanmışlardır; bu merkezlere İncil’de kandilin yedi mumu ve Asyanın yedi kilisesi olarak gönderimde bulunulur.

Francis Bacon’ın History of Henry The Seventh [Yedinci Henry Tarihi] adlı eserinin 1642 tarihli baskısındaki önkapağında, filozofun, ayakkabılarının üstünde Gül-Haç gülleri olan bir resmi bulunur.

Kaynak: Manly P. Hall – Tüm Çağların Gizli Öğretileri

Anadoluda Gül Sembolizması

“Gül” sembolizması Alevi Bektaşi deyişlerinde veya tasavvufta da çok sık karşımıza çıkar. Dualarımızın adı bile Gülbengdir.

“Gülbeng” güle övgü anlamındadır.

Örneğin, Hz Ali ölmeden önce Selman’dan bir deste gül istediği söylenir. “Ölmeden önce ölünüz” halini yaşayan erenlerin, peygamberlerin istediği gülün yukarıda belirtildiği üzere elbette ezoterik manaları vardır.

Gül aynı zamanda Fatma Ana’nın yani Doğa Ana’nın da sembolüdür. Ezoterik manada bakarsak Ana Fatma yin yang’daki yin enerjisidir. Yani dişil enerjidir.

Gönül gözünü açan, yani kalp çakrasına ruhunu indiren inisiye enel hak makamına ulaşır.

İşte bu kalp gözü de gül veya lotus ile sembolize edilmiştir.

Kültürümüz sözlü tarih çalışmalarına çok uygun olduğu için yazılı kaynak kitap yerine deyişlere, türkülere bakarak da yolumuzu aydınlatabiliriz.

En bilinen nefes/deyişlerimizden bazıları:

“Eşrefoğlu al haberi, Bahçe bizim gül bizdedir”

“Vakitsiz gül açılmaz gül zamanına bağlıdır”

“gül alır gül satarlar
gülden terazi tutarlar
gülü gül ile tartarlar
çarşı pazar güldür gül.

gülden kurulmuş bir çadır
içinde nimeti hazır
kapıcısı ilyas, hızır
nân-ı şârâbı güldür gül.”

“Virâni sözünü ârifçe söyle, Yükseği neylersin engini boyla, Arif ol da dost bağını sır eyle, Güle âşık olduk gülden içeri”

7 başlı yılan: Şahmeran

Gül sembolü şahmeran da da görülmektedir. Şahmeranın 7 başlı yılanı 7 çakrayı işaret etmektedir.

Görüldüğü üzere bütün kadim kültürler benzer sembolleri kullanmışlardır.

Böylece insanlığın unutulmaya yüz tutan kültürünün geçmişten günümüze aktarılmasını sağlamışlardır.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin dediği “Her ne arar isen kendinde ara, Kudüste Mekkede Hacda değil”

Bütün bu sırlı bilgiler bugün tek tek keşfediliyor.

Vücudunun şehrine giren gülden içeri girer. Gül koklar, gül sesler, gül düşünür….

Bize de gülün yolunu bulmak düşüyor.

Dem bu demdir diyelim…

Işık ile…

Burcu Yeryüzü