Genel

TURNA DESTANI

Turna kuşu,

Gökyüzünde

Evren’in,

İnsan ise

Yeryüzünde

Turna’nın dansını

Yapageldi binlerce yıl

Evren semah döndü,

Turna semah döndü,

İnsan semah döndü.

Birgün

Bakıp gökyüzüne

Yıldızlarla dolu Evren’i

ve

Bir başka gün

Turna’yı farketti

İnsan

Kül renkli turnalar

Doldurmuştu

Gökyüzünü

Gri bir bulutmuydu,

Bir dumanmıydı beliren?

Hangi ateşten çıkmıştı

Gökyüzünü kaplayan bu duman?

Derlerki,

Ateş en koyu dumanını

İlk yanışında

Ve

Sönüşünde verir

Peki

Yanan mı yoksa

Sönen ateşten mi

Çıkıyordu bu duman?

Evren’i,

Gök Tanrı,

Gök Tanrı’yı

Turna

Belledi

Ve

İzlemeye koyuldu onu insan

Gökyüzünün maviliklerinde

Ahenkli kanat vuruşuyla,

Düzenli V uçusuyla

Nereye gidiyordu

Turna katarı?

V’ nin bir kolunu,

Evren

Öbürünü

Turna, diye düşündü

İnsan

Üçüncü kol ben olayım dedi;

Katılmak istedi V uçuşuna

Büyüdü

Gönlünde Turna sevdası

Kilimine, oyasına

Beşiğine,

Deyişine, türküsüne nakışlandı onu

En güzel varlık olarak

Gördü,

Allı turna,

Telli turna dedi,

En alımlı

Genç kızları

Ona benzetti,

Gelinlerin başına telini taktı.

Mutluluk,

Bolluk,

Uğur,

Barış getirsin diye

Sesine hayran kaldı

En kutsal deyişlerinde

Hazreti Şah’a avaz yaptı

En derin aşk türkülerinde

Uçurdu onu

Aşık oldu

Sevdalandı Turna’ya

Gâh gökyüzüne çıktı

Gâh yeryüzüne indi

Turna.

O insanı

İnsan onu seyreyledi.

Gökten haber getirdi

Haber götürdü

Mevsimleri o getirip götürdü

Yârdan haberleri de

İnsan da

Göçtü turna gibi

Diyardan diyara

Egince başını bir gün toprağa

Bir buğday tanesi gördü

İnsan.

Örtüp üstünü toprakla

Buğday tanesinin

Seyre daldı onu.

Gün çıktı, güneş doğdu

Uyandı toprak

Filizlendi buğday tanesi

Gece oldu, Ay doğdu

Buğday

Boş ve dik duran bir başak oldu

Gündüz, güneş

Gece, ay

Kırk gün

Kırk gece

Doldurdular boş başağı durmadan

Kırk gün sonra

Başak doldu

Ve eğdi dik kafasını,

Kâmil oldu.

Tamam,

Zaman geldi

Dedi

İnsan

Ve gönlü

Turnaya,

Evrene

Gökteki V’ye varmak

İstedi artık

Turnaların

Dans ettikleri birgün

Toplanıp

Biraraya geldi

İnsanlarım

Nimri’de

Ve

Ağbaba’ya çıktılar

Ulu bir dağın tepesinde,

Ağbaba’da

Gök Tanrı’ya yaklaştılar

Ağbaba’yı çevreleyen

Yedi dağın zirvesindekilere

Selam gönderdiler

Tek tek öpüldü,

Üçer kez

Ağbaba’nın ulu meşe ağaçları

Biri Evren

Biri Turna

Biri insan için

Ağacın dibindeki

Kırmızı topraktan

Küçük bir parça götürüldü ağızlara

Ve

Oturuldu ulu meşe ağacının dibine

Ağbaba’da

Kutsal meşe ağacının gölgesinde

Cem kuruldu,

Ocak’ta ateş yakıldı.

Aldı sazı içlerinden en ulu’su

Ve dokundu

Teker teker tellerine

Üç telli sazın.

Usuldan usul

Bir deme tutturdu

Turnalar için

Kalktı oturduğu yerden

Teline ilk dokunulan can,

Göçe kalkan işareti

İçgüdüyle veren

İlk kanadı çırpan

İlk turna kuşu gibi

Uçuş başladı

Diğer canlar kalktılar

Dönüş başladı

Gene içlerinden biri

Hesireyip gitti ocağa doğru

Soktu ellerini ateşin içine ve

Bir avuç kor alıp

Katıldı diğerlerinin arasına

Cümle semah başladı

Ve

Adadılar turna’ya bu semahı

Dönerken

Ağbaba’nın zirvesinde

Ayaklarının altından

Uzaklaştı toprak insanın

Gökyüzünde dönen turna

Durdurdu kendi dansını

İndi ulu meşe ağacının

Dalına kondu

Seyretti bir süre

Serden geçişi

Tutamadı kendini

Karıştı dönenlere

İlk semahıydı bu

Turnayla insanın.

Sonra yakaladı bir eliyle

İnsanın elini

Diğer elini Evrene uzattı

Çekip yükselti

Evren

Gökyüzüne

Ağbaba’dan

Turnayı ve insanı

Çıktılar

Göğün yedinci katına

Ve

Bu müthiş boşlukta,

Gerçekleşti

Böylece

Üç kolun buluşması

Tuttu V’nin iki ucunu

İnsan

V

Uçuşu

Üçgen oldu

Evren, Turna ve İnsan

Bir oldular

Pir oldular

Uçtular

Yüzlerce, binlerce yıl

Evren yorulmadı!

Turna yorulmadı!

İnsan yoruldu.

İnsan,

Yerde bir elma gördü

Birgün

Bahane edip elmayı

İnmek istedi yeryüzüne

Bıraktı yoldaşlarının elini

Ayrıldı üçgen’in son parçasından.

Evren ve Turna

İnsanı bırakmak istemedi

Evren semahını sürdürdü

Turna ile

Kaldılar başbaşa

V uçusuna geçtiler

Yeniden

İnsan koptu üçlüden

Ellerini bırakırken

Unutmayı denedi onları insan,

Silmek istedi belleğindeki

Masmavi gökyüzünü

O uzun uçuşların

Sonsuz özgürlüğünü

Zorladı kendini ve

Kaybetti

Belleğinin bir bölümünü

Önce evreni unutmaya çalıştı insan

Sonra Turna’yı

Ne Evren ne Turna bıraktı onu

Ama

Unuttu Evren’i insan,

Darılıp ve döndü sırtını insana

Evren

Çekildi köşesine

Turna ise

Uçtu hep

Başı üstünde insanın

Dönerek semahını

Ne yaptıysa unutamadı

Turna’yı insan,

Kaldı belleğinin bir köşesinde.

Türküsünden silemedi

Semahından geçemedi

Ve

Sürdüre geldi

O yanlız

Dönüşü

Bu dönüs

Hep devam etti Ağbaba’da,

Edeceğe de benzer

Tâ ki, insan

Kaybettiği belleğini

Yeniden bulana,

Dönüp dönüp yakalayana dek

Evreni

Turnayı

Ve

Kendini

Yani üçgeni

Çıkmak için tekrar yedinci katına gök kubbenin

Nimri’den

Ağbaba’dan

Nimri : Keban’ın köyü

Kaynak: Kenan Öztürk