Genel

Semahın Kökeni

“Bütün evren semah döner, aşkından güneşler yanar…” Aşık Hüdai

Kam’lıktan gelen semahın kökeni…

“Türk tarikatlarında, özellikle de Alevi-Bektaşi semahlarının kökeninin Şamanlığa bağlanma­sı ilimde kabul görmüş bir görüştür.”

“Semah dervişlerin coşmasını, vecde gelmesini sağlaması bağlamında da Şaman kökenlidir. Alevi-Bektaşi semah­larının ağır ağır başlayıp hızlanması vecdi oluşturmak için yapılan Şaman taktiğidir.”

“Yeseviye, Bektaşiye, Mevleviye tarikatlarının semah sürecindeki ritmik oyunları, kökeni açısından Şaman oyununun daha gelişmiş şeklidir. Alevi-Bektaşiler, Mevleviler de semaya kalkmakla ruhen Tanrı’ya ulaşırlardı. Hz. Peygamber yalnız Mi’rac’da Tanrı’nın yanına kalktıy­sa da, dervişler her sema merasimi yaptıklarında Yüce yaratanın yanına kalkıyorlardı. Sema merasimi zamanı hem Yesevi, hem de Anadolu erenleri kuş uçuşuna benzer hareketler etmek­le İslam’dan önceki Şamanların oyun zamanı kuşa çevrilip göklere uçmalarını yansıtıyorlardı.”

“Oyun hem Şamanlıkta, hem de tasavvufta kavuşmadır, hakka erişmedir ve mistik seciye taşır. Mevlevi ve Bektaşi dervişlerinin sema yapmasını (oyunu) bu kozmik oyunun mükemmel örneği sayabiliriz. Özellikle Bektaşi semahla­rının Şaman kökenli olduğu ilk bakışta görülmektedir.

Oyun, milli şuur hadisesi olup çok eski çağlardan beri dinsel nitelikli ol­muştur. İster Mevlevi, isterse de Alevi-Bektaşi sema/semahlarının terkip his­sesini İslam’dan sonra raks olarak adlandırılan oyun teşkil eder. Hem Şaman­lıkta hem de halk sufizminde vecdin iki başlıca unsurundan biri musiki ise, diğeri oyundur. Oyun vecde götüren yollardan ilkidir. O, yalnız bedensel ha­reket veya bedenin düşkünlüğü değil, ruhun esas gıdasıdır, hakkı gönülde bulmanın yoludur. Oyunla ruhun göklere kalktığına, insanın kötülüklere se­bep olan nefsini yendiğine inanılır. Oyun hem de kötü ruhların önünü alma­nın bir yoludur. Şeyhlik kurumu, seleflerinden aldıkları bu kültür mirasını aynıyla hem Orta Asya’da hem Azerbaycan’da hem de Anadolu’da İslam’ın bünyesinde yaşatmaktadırlar.

Ruhlar alemiyle alakanın tek yolu oyun oldu­ğundan şeyhler ve dedeler, selefleri Şamanlar gibi, tedavi seansları zamanı da oyundan yararlanırlar. Kısacası musiki, asonans kafiyeli şiir ve raks, Şamanı vecde getiren başlıca unsur olup onu dünyanın geçici kaygılarından uzaklaş­tırır ve ruhlar alemi ile toplum arasındaki engelleri ortadan kaldırır.”

“Oyun sırasında Şaman, gerçekten de ruhunu başka bir aleme göçürür, yal­nız kendi oynamaz, ruhlarını da oynatır. Ayrıca kamlık sırasında izleyicilerin de oyuna katılması toplumun üyeleri arasındaki ilişkiyi harmonik bir düzeye ulaştırır, ahlaki ve psişik olumsuzlukları gidermiş olur. Oyun, toplumu hiç bilmediği bir dünyaya götürür, üzerinde olan gerginliği, korkuyu geçici de ol­sa kaldırmış olur. “Dilin yaratıcısı olan zihin, oyun oynayarak, maddeyle dü­şünülen şey arasında sürekli olarak gidip gelmektedir.”

(Bu fotoğraf Avrasya’da Şamanlar isimli kitaptan alıntıdır.)

O halde oyun dili ile Şaman, topluma olumluluk kodu olan hayat, yaşam gücü sunmuş olur.”

“Şamanın esrime durumuna girmesi de oyun (dans) halinde baş verir. Ni­tekim çılgıncasına dans eden Şaman, mistik bir dünyaya ulaştığına inanır ve dönmesi, fırlanması ile bir nevi kozmik cisimlerin dönüşünü simgelemiş olur. Hatta Şaman danslarının güneşin yörüngesini taklit ettiği de ileri sürül­müştür. Bu dönüşlerin 3, 7, 9 gibi tekrarları da Şaman inancındaki göğün kat­ manlarına denk gelmektedir.

Ancak bu oyun tekdüze bir özellik göstermez. Şaman hızlanan ve yavaşlayan dansları ile inen ve kalkan deniz dalgası gibi bir durum gösterir ve esrime durumuna daha çabuk geçmiş olur. Esrimeye dayalı dans, bütün eski ve ilkel inanç sistemlerinde mevcuttur. Şamanın dan­sı daha çok bilinç ötesine geçişi gerçekleştirmek için yapıldığından ayrıcalık taşır. O halde oyun, Şamanın sınır ötesine geçişini hazırlayan ve bunu gerçek­ leştirmede davul kadar önemli olan bir olgudur.

Daire, kozmosun simgesi olup felsefe anlamda ölümsüzlüğe, yeniden do­ğuşa işarettir. Kamlığın yapılmasında önemli rol oynayan davulun bütün hallerde sekiz ritim üzerinde kurulduğunu görmek mümkündür. Bu ise insa­nın yılandan kaplana kadar olan sekiz çokırına (çakra) uygun gel­mektedir. Davulun ritmi aşağıdan yukarıya doğru değişen bir tempo ile de­vam eder.”

“Şamanın kamlık sürecinde seyirci üzerinde yaptığı veya uyguladığı halusi­nojen durumu davulun ritmik sesi ile yapılır. Davul, Şamanın ruhunu göçür­mesinde ve başka bir boyuta ulaştırmasında en önemli vasıtadır. Nitekim oyun da davulun yardımı ile gerçekleşir. Bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki da­vulun bir saat çalınması sıradan insanları da ruhlarla bağ kurarmış gibi bir halusinojen durumuna getirir. Mesela Salish Kızılderilileri arasında Wolfgang G. Jilek adlı bir bilim adamının yaptığı son araştırmaya göre ritmik Şaman da­vulu, EEG teta titreşim dalgalarında bir davul titreşimi üretmektedir (4-7 dö­nüm/saniye), bu da rüyalar, hipnotik imgeler ve transla birleşen beyin dalga­larına eşdeğerdir.

Teta dalgalarının yaratıcı düşüncenin göstergesi olması da davulun önemini bir kez daha artırmış olur. Burada şunu da belirtmek gere­kir ki, çağdaş Altaylı Şamanlardan bir kısmının tedavi kamlığını davulsuz yapmaları Şamanın yavaş yavaş medecinman’e dönüştüğünün bir kanıtıdır.

Halusinojen durumu hızlandırmak için Şamanlar yardımcı yollara da başvururlar: alkollü içki almak, sık sık tütün içmek, bazı halusinojen içerikli ağaçların yakılıp dumanları içe çekilmesi, kutsal bilinen bitkilerin veya man­tarların yenilmesi vs. N. Drury’ye göre “Kutsal bitkilerin, Tanrı ve ruhlarla ilişki kurmak ve onun ötesinde yer alan daha büyük bir gerçeğe ulaşmak için gökyüzüne giden kapıları araladığına inanılır.”

Ancak kamlığın esas unsuru olan davul ve tokmakla oluşan ritim felsefesi Şamanın esrimesinde önemli bir yer tutar.”

Fuzuli Bayat – Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı