Genel

Şaman ve Pagan Kimdir?

“Modern hayatın çökmesini ve her yeri yabani otların kaplamasını sabırsızlıkla bekliyorum.”

Miyazaki

Mânâ arayışına giren birçok kişinin belkide en çok merak ettiği konulardan birisi Şamanizm ve Paganizmdir…

Nasıl oldu da Doğanın yolundan kentin yoluna doğru geçtik hepimiz merak ediyoruz…

Gelin birlikte insanın tarihsel serüvenine bir bakalım…

Kültürler birikimli ilerler ve sürekli olarak değişirler. İnançlar erozyona uğrar, bozulur, değişir bir bakmışsınız ki özünden eser kalmamış. Yol sürülmez olmuş.

Bu yüzden her dinde, yolda içrek, batıni yani sırlı yollar yapılmıştır. Sadece seçilmiş adaylara yani yolu sürebilecek olanlarla gerçekler paylaşılmıştır.

Ama günümüzde bu yollar artık birçok kişiye açılmıştır. Çünkü hakikat çağındayız. Artık yeryüzünün düşük bilinçten kurtulması gerekiyor.

Bu çağ zaten beklenen bir çağdır. Kova çağı, Altın Çağ, Işık Çağı olarak çok eskiden beri belirtilmiştir.

Şu an da Yeni Çağ’ın içinde bulunuyoruz. Ve bir değişim ve yükseliş sürecinden geçiyoruz.

Yolu geçmişten günümüze kadar süren bir kültürde yetiştiğimiz için bu bilgiler içsel olarak kollektif hafızamda saklı bulunuyor. Birçok kişi içinde böyle.

Yolu sürdükçe ve araştırdıkça bu kodlarla daha çok aşina oluyorsunuz.

Bu yazıda keşfettiklerimi sizlerle paylaşmak istedim.

İletişim ve sosyoloji eğitimi aldığım için öncelikle büyük resmi daha iyi görebilelim diye tarihsel sürece biraz göz gezdirelim istiyorum.

Böylece kültürel tarihimiz biraz daha kafamızda şekillenebilir diye düşünüyorum.

Eğer insanlığın yolunu geçmişten günümüze incelersek karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor.

1-Yerliler, Yabanıl Toplumlar: Şamanizm

2-Köylüler, Tarım Toplumu: Paganizm

3-Şehirliler, Modern Toplum: Semavi/İbrahimi Dinler

4-İçinde bulunduğumuz Yeni Çağ/New Age (Bütün dinlerin sentezlenmesi, Evrensel bilince geçiş…)

1) Şamanizmin Kökeni

Şamanizm insanlığın en eski ve en köklü yollarından birisidir. Kişisel deneyime ve esrimeye dayalıdır.

Bu yol kutsal ve ruhsal bir yoldur.

Ve özünde doğanın yoludur. Şamanların yöntemleri, bakış açısı, kutsalları hep doğa sevgisiyle doludur.

Dikkat ederseniz son zamanlarda modern toplumlarda bunalan birçok kişi doğaya ve şamanizme çekiliyor. Hepimizin kalbi hala doğaya özlem duyuyor çünkü…

Peki Şamanizmden öncesi yok mu?

Elbette var. Lemurya ve Atlantis gibi… Kaynak taraması yapınca Mu’ya kadar gidiyoruz. Ancak bu konular ezoterik bilgiler. Bu yüzden merak edenler bu konulara bakabilir.

Ben bu yazıda daha yakın tarihten başlamak istedim.

Yabanıl, Avcı toplayıcı dediğimiz kültürler bize aslında o kadar da uzak değil. Erken ve geç dönemlerine baktığımızda kültürün o kadar da değişmediğini görebiliyoruz.

Şaman dediğimiz kişi özünde yabanıl, dağlı kabilelerin ruhsal ve fiziksel şifacısıdır.

Zamanla klandan köy kültürüne de geçseler yaptıkları şey özünde değişmemiştir. Şamanların her daim çalışmalarında öne çıkan şey yardımcı ruhlarıdır. Örneğin bir paganın da rehber ruhları vardır.

İkisinin de şifacılık yöntemleri birbirine çok benzer. Ancak paganlar tarih sahnesine daha çok ritüelleriyle, reçeteleriyle kazınmıştır. Zamanın ruhu da onları bu şekilde etkilemiştir.

Şamanizme geri dönecek olursak yerli kültürdeki iyileştiricilerin hepsi kendisine Şaman demez. Bu söz daha çok batılı kültürlerin diline yerleşmiştir. Ve doğal olarak her coğrafyada ruhsal şifacıların farklı bir adı vardır. Veya şifacının ismi kullandığı teknikle de özdeşleşmiş olabilir.

Çünkü her şifacı kendi uzmanlık alanını geliştirmiştir. Modern tıp gelişmeden önce halkın ruhsal ve fiziksel sağlığından yine halkın içinden çıkan bu şifacılar sorumluydu.

Her toplumda şifacı aileler vardır. Onlar atadan bu işi öğrenerek geleneksel bir şekilde şifacılar yetiştirmişlerdir. Ve bu gerçekten çok önemli bir hizmet alanıdır. Bizden örnek verecek olursam ebe, otacı, kurşun döken kadın, kırık çıkıkçı, lokman hekim gibi örnekleri çoğaltabiliriz…

🌿

Bugün şaman kelimesi evrenselleştiği için artık çoğumuz bunu kullanıyoruz. Bu yüzden ben de bu yazıda şaman kelimesini kullanacağım.

Şamanlar adeta yeryüzünün ve kozmosun sanatçısıdır.

Onları diğer insanlardan ayıran en önemli özellikleri; ata ruhları, doğa ruhları, hayvan veya bitki ruhlarıyla iletişim kurabilmeleridir. Çünkü onlar yeryüzünün çocuklarıdır.

İnsanın öz benliğini en iyi onlar yaşarlar. Hala doğadan ve evrenin ruhundan kopmamışlardır.

Çünkü özünde insan türü yeryüzünün koruyucu türüdür. Bugün de tekrardan bu hali canlandırmak için bir çaba sarfediyoruz zaten… Tek bir amacımız var tekrardan doğa bilişiyle yaşamaya başlamak.

Bu olduğunda ruhsal, fiziksel ve zihinsel olarak şifalanabileceğiz.

Bugün o eski şamanlardan kim kaldı diye düşünebilirsiniz. Ve Şaman deyince aklınıza kollarından kafasından tüyler çıkan insan figürü de gelebilir. Ama bu şablon geçmiş kültürler için geçerliydi. Bugün şamanlar modern yaşamın içinde basit bir kıyafet giyerek de bu geleneği yaşatabilir.

Şamanlar Neler Yapar?

Şamanlar temelinde ruhsal şifacıdır. Adeta ruh doktoru gibi çalışırlar. Yeryüzündeki bitki, hayvan ve insan ruhlarıyla iç içe yaşarlar. Onlar özünde türler arası iletişimcidir. İnsanın özüne en yakın kişiler doğayla iç içe yaşayan şaman ve şaman ruhlu kişilerden oluşur. Şamanların frekansları yüksek olduğu için gözleri yeryüzündeki enerji ağını net olarak görebilirler.

Yerlilerin öykülerinden ve onlarla yapılan araştırmalardan hem kozmik uluslarla hem de iç dünyada yaşayan uluslarla iletişim kurdukları da biliniyor… (Bknz: Afrika’daki Dogon kabilesi. Bakınız Agarta)

Özetle hem “türler arası iletişim” hem de “boyutlar arası iletişim” onlardan sorulur diyebiliriz.

Türler Arası İletişimciler…

Şamanlar, doğanın içinde yaşadıkları için evrensel enerjiyle yakın temasta yaşamışlardır. Hayvan ruhlarının güçlerini çağırdıkları için hayvanlarla ve hayvan ruhlarıyla çok özel ilişkiler geliştirmişlerdir. Her şamanın birkaç tane rehber ve totem hayvanı vardır.

Veya bir bitkinin, mantarın hangi hastalıklara iyi geldiğini direk bitkilerden öğrenip şifa çalışmalarında kullanabilirler.🌿

Bitkilerle telepatik iletişim modern aklımıza uçuk gelebilir belki ama bugün bilimsel araştırmalar da bitkilerin müziğe, insana tepki verdiğini söylüyor. Aslında özünde çiçek besleyen bitkilerle ağaçlarla yaşayan herkes bunu bilir.

Şamanlar davul, müzik veya tıbbi bitkilerle bilinç değişikliği yaratarak ruhsal iyileştirme yapabilirler. Bu terapi onların en bilindik yöntemlerinden birisidir. (Bknz: şamanik yolculuk, şaman davulu ve ayahuasca)

Yine hastalarına elle, gözle, nefesle, zihinle enerji göndererek fiziksel ve ruhsal şifalanma sağlayabilirler.

Öteden beri şifacıların ellerinin, gözlerinin, nefeslerinin kuvvetli olduğu bilinir. Bunun da içimizde var olan yaşam enerjisi -chi,-ki, orgon enerjisi ile ilgili olduğunu zaten biliyoruz. (Bknz: Kundalini, Reiki, Biyoenerji)

Çok daha özel ruhsal şifacı şamanlar da vardır. Bu yüzden temelinde şamanizm erenlerin, aydınlananların, üstatların yoludur diyebiliriz. “Eeren” de zaten kelime olarak ruh anlamındadır ve şaman kökenlidir.

Aydınlanma halinin de bugün bilimsel olarak açıklanması yapılıyor. İnsanların yaşam enerjisi ve frekansı 700-1000 arasında titreşmeye başladığında kişi evrensel bilince ulaşabiliyor.

Bu aşkınlık halininin psikolojide de yer aldığını belirtmem gerekiyor. (Bknz: Geştalt Ekolü)

Şamanların veya bilinci yüksek kişilerin yetenek ve yöntemleri elbette saymakla bitmez. Evrensel teknik ve yöntemleri olduğu gibi her şamanın, ailenin veya ocağın kendi ustalaştığı teknikler, tılsımlar farklıdır. Bunlar coğrafyadan coğrafyaya hatta bir aileden diğer aileye kadar çeşitlilik gösterebilir.

Peki herkes şaman, ruhsal şifacı olabilir mi?

Esasında köyde, klanda sadece birkaç tane kam ana, görücü, doktor, büyücü, şifacı diyebileceğimiz kişilerden vardır. Yani herkes şifacı değildir ama herkes yöntem ve tekniklere aşinadır. Daha iyi anlamak için günümüzden bir örnek vereceğim. Örneğin bulunduğumuz toplumda islam dinine mensup birçok kişinin içinden az sayıda hoca gibi din görevlisi çıkar. Ama toplum dini kuralları bilir ve ona göre yaşar.

Şaman nasıl seçilir?

Şaman adayları seçilerek bu yola girer. Tanrı, Ataları, doğa ruhları, yükselmiş üstatlar, hayvan veya bitki krallığı adayı yola çağırır. Veya kişi zaten bu görevle yeryüzüne doğar.

Bu yolun çağrısını da yine kişi rüyaları veya gündüz düşleriyle (vizyon) alabilir.

Her aday güle oynaya şamanlığı kabul etmeyebilir. Bazen de adaylar seçildiğini anlamayabilir. Bu yüzden aday kabul edene kadar sürekli mesajları almaya devam eder. Sonrasında kişinin ilgi alanı ve yeteneği doğrultusunda da eğitim süreci başlar.

Kimi bitkilerle tedaviye kimi elle tedaviye kimi ebeliğe, kimi davulla terapiye, kimi kahinliğe vs. yatkın olabilir.

Örneğin Anadolu’daki şifacılık yolunun en fazla “Ocak” adı verilen yapıda sürdürüldüğünü görüyoruz.

Bitkilerle şifa, alazlama, nefesle-elle tedavi, rüya çalışmaları, elementlerle çalışma, kurşun dökme, atalardan kalma tılsımlı eşyalarla tedavi, evi kişiyi nazardan kötü ruhlardan koruma gibi teknikleri bugün hala birçok kişi şamanizmden kalma bu yöntemleri kullanmaktadır.

Şamanların teknikleri evrenseldir. Yeni Çağ’da zaten hepsinin bilimsel alt yapısı da açıklanıyor.

Ve sevgiyle şifalanmak ve şifa vermek isteyen herkese bu yol açılmıştır. Yeryüzünün frekansının yükselmesi için toplumun en az %20’sinin şifacı olmaya ihtiyacı olduğu söyleniyor.

Siz de dünyanın dört bir yanına dağılan ruhunuzu geri çağırmak, ruhsal açıdan şifalanmak ve başkalarını şifalandırmak istiyorsanız şaman bilgeliğine ve yeni çağın şifacılık metotlarına başvurabilirsiniz.

Hangi kültürün şamanik yolunu takip etmeliyim?

Şamanizm özünde yerel, yabanıl halkların dini veya yolu olduğu için birçok şaman geleneği var. Güney Amerika’dan tutun Sibirya’ya kadar… Mayalar, Toltekler, Tuvalar gibi birçok şamanik kültür bulunuyor… Türklerin şamanik geçmişi için Kam ve Tengri konularına bakabilirsiniz.

Hangisi sizi çağırıyorsa sizin için en uygun yol orasıdır. Unutmayın. Kalp her zaman yolu biliyor.

2)Paganizmin Kökeni

Kelimenin kendinden de anlaşılacağı gibi “Pagan” köylü demek. Bu yol toprakla, mevsim döngüleriyle haşır neşir olan köylülerin yoludur…

Tarihsel sürece baktığımızda Paganların bu topraklardan göç ettiği biliniyor. Anadolunun her yanında paganlara ait tarihi kalıntılar bulunuyor. Hatta paganların tanrısının adının Hü olduğu da yine bilinenler arasında. (Bu konu için Manly P. Hall’in Tüm Çağların Gizli Öğretleri kitabına bakabilirsiniz)

Pagan ve şamanların alt yapısı çok benzerdir. İkisi de eski yolun kadim mirasçılarıdır. Yüzleri doğaya dönüktür.

Şifacılık, sağaltım konularında doğa, hayvan, tanrı, tanrıça ve ata ruhları ile iletişimi kullanırlar.

Ancak zamanın ruhundan dolayı kültürel farklılar mevcuttur. Artık köken itibariyle avcı toplayıcı yaşamdan yerleşik düzene, tarım toplumuna geçilmiştir.

Bu yüzden Paganlarda mevsimsel döngülerin bayramlar şeklinde kutlandığı daha törensel bir yapının oluştuğunu görüyoruz.

(Bknz: Keltler, Druidler)

“Söz büyüdür” lafının en güzel örneklerini pagan şiirlerinde görebilirsiniz. Geçmişte niyetin oluşması için türlü türlü tariflerde epey kazan kaynatmışlardır.

Yola Çağrı…

Bugün birçok kişi şamanik ve paganik yolu araştırıyor. Elbette bu bir tesadüf değil.

Bu iki yolun bizi çağırıyor oluşunun nedeni kökenimizde gizli…

Pagan ve şamanik kültüre Anadolu’da çok fazla rastlıyoruz demiştik. Genetik ve kültürel kodlarımızda her iki kültür mevcut.

Birçok pagan bayramı Anadolu’da yine benzer tarihlerde ama farklı ismler altında kutlanmaktadır.

Çünkü;

Anadolunun ilkçağ inançlarından Dionysos törenleri pagan kökenlidir.

Yine İslam öncesi eski Türk inançlarından Tengricilik de şaman kökenlidir.

Her ikisi de ruhumuzu beslediğinden bu iki kültürün hoşunuza giden yol ve yöntemlerini bugün tekrardan hayatınıza katıp canlandırabilirsiniz.

Ancak amacımız ritüeller içinde boğulmak değildir. Bunları keyifli bir şekilde yapabilirsiniz.

Örneğin paganların Altara koydukları her element, enerjiyi çağırmak içindir. Altarda şu olmazsa olmaz diye bir şey yoktur. Malzemelerinizi de istediğiniz gibi dizebilirsiniz. Zaten dört element içinizde bulunuyor. Niyeti oldurmak için yapılan tekniklerdir çoğu…

Birkaç örnek verecek olursam…

Pagan ritüellerinde kullanılan çiçekler çakraların açılmasını, niyetlerin çiçeklenmesi gibi şeyleri sağlarken… Ateşten atlama veya mayıs direği gibi ritüeller içimizdeki kundalini enerjisinin uyandırılması ile ilgilidir.

Ritüellerin her birinin altı doludur. Hepsini bolluk bereketle veya büyü ile açıklamak sığ bir bakış açısı olur. Bu yüzden temelini bu açıdan sağlamlaştırmak isteyenler evrensel enerjiyi, çakraları ve inisiyasyon sürecini iyice araştırmalıdır.

Nihayetinde Paganların sihir ve büyü dediği şey 4. ve 5. boyut bilgeliğidir aslında.

Bugün frekans, enerji, çakra, rüya bilgeliği, parelel evrenler veya boyutlar konusunu yeni çağın ışıklı yolunda bulabilirsiniz.

3)Şehirlinin Yolu

Burada insan türünün yabandan kıra, kırdan kente olan yaşam hikayesini inceliyoruz aslında…

Zaman değişince kültür de kendine yeni yollar bulmuştur.

Çok net bir şekilde Hristiyanlığın paganizmin, İslamın da şamanizmin temelleri üzerine kurulduğunu hem yazılı hem sözlü tarih söylüyor. Zaten başka türlüsü de olamazdı. Halkların binlerce yılda oluşturduğu miraslar birden bire değişemezdi ama dönüştürülebilirdi…

Bu her zaman böyle olmuştur.

Şamanların yolu paganlara, onların yolu da kent kültürüne evrilmiştir.

Örneğin, bu topraklardaki şamanlar yol sürülmez olunca geleneklerini ozan olarak sürdürmeye başlamıştır. Ateş kültü yerini ocak kültürüne bırakmıştır. Bunun gibi birçok gelenek kültürün içine yerleşmiştir.

Din ve Kültür de zaten bu şekilde kültürel birikimlerle oluşur. Buna göre de her dönem peygamberler ve görevli ruhlar gelip insanlara rehberlik etmiştir.

Örneğin, İslam Medine’de kurulmuş bir şehir dinidir. Medeniyet kelimesinin kökeni de zaten Medine’den geliyor.

Peki bugün şehirleşme ne hale gelmiştir diye kendimize sormamız gerek miyor mu?

İnsanlık yolu yine sürülmez olmuştur. Geçmiş kültürlerde olduğu gibi…

Zaten yine bu dönemin son olduğu ve artık peygamber gönderilmeyeceği de işaret edilmiştir. Artık 5B bilincine doğru geçildiği için gelmiş geçmiş nebiler, peygamberler, erenler, evliyalar ne demiş bakmamız gerekiyor.

Biliyorsunuz Dünyanın yarısını beton yaptık. Bilim insanları bu tüketimle gidersek dünyanın yok olacağını söylüyor…

Bugün hem İslam hem Hristiyanlığın içinde doğanın yolunu, insanın kökenini veya dinlerin ezoterik, batıni yolunu araştıran kişiler bu yüzden artmakta.

Araştıranların çoğu geçmişteki kültürlerde de her şeyi yaratan bir “Yüce Ruh, “Tanrı”, “Allah”, “Yaratıcı” olduğunu da görüyorlar.

Örneğin Türklerin ana inancı Tengriciliğin özünü Tanrı bilinci oluşturur. Ve her şeyi Tengri – Tanrı yarattı derler.

Şaman ve paganların ana felsefesinde var olan her şeyin Tanrıdan geldiği için doğaya, hayvanlara, güneşe veya aya saygı duyduklarını biliyoruz.

Ama yol o dönemde de sürülememiş olduğu için tapınmaya doğru gidildiği de yine bilinenler arasında.

Bugün şehirlinin yolunda ne yazık ki doğanın ve hayvanların yok edildiğini görüyoruz. Geçmişteki saygı yok olmuştur.

Veya doğaya ait kutsal yerlerin insan adıyla kişiselleştirildiğini de görüyoruz… Geçmiş kültürlerde insanlara yardım eden Doğa ruhları bugün unutulmuştur.

Özetle kentlinin, şehirlinin yolu doğadan uzaklamış insan merkeziyetçi bir yapıya indirgenmiştir.

Elbette Ağaç kardeşliği yerine ağaçların kereste yapıldığı modernizmin doğduğu bir zamanda başka türlüsü de olamazdı.

Ama bugün modernitenin sürdürülemediği aşikar.

Her geçen gün de kentten doğaya kaçış ve özlem artmakta.

Bu yüzden de şaman ve paganların yolunu hayatımıza çağırıp bu kültürü daha iyi anlamaya çalışıyoruz.

Örneğin Anadolu’da Alevi, Bektaşilikte ve Tasavvufun içinde geçmişten gelen bu iki yolun sürdürüldüğünü çok net görebiliyoruz. Bu yüzdendir ki “Aleviler şaman mı pagan mı?” tartışması çok fazla yapılır.

Onlar Doğanın yolunu şehre adapte etmişlerdir. Zaten felsefe olarak da biz mezhep bilmeyiz “Yol”muz var derler.

Ne pagan ne şaman ne de bir başka isim altına girmeden dondan dona (kılık) geçerek yolu sürdürmüşlerdir.

Şunu da eklemek gerekiyor. İnsanlık tarihinde yol somuttan soyuta doğru geçiş yapmıştır. Örneğin bir şaman evreni, yüce ruhu anlatmak için kartal sembolünü kullanırken şehirli daha soyut benzetmeler kullanır.

Kartal sembolü bizlere evrenin yin ve yang özelliğini açıklar. Çünkü siyah ve beyaz renktedir.

Daha sonraki toplumlarda Evreni, Tanrı’yı anlatmak için onlarca kelime ve tarife ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz.

Örneğin vahdeti vücud, vahdeti mevcut, Tanrı’nın 99 adı gibi… Tanrının sıfatları isimleri artar…

Geçmiş kültürlerde de bunları açıklayan mitolojik tanrılar tanrıçalar bulunduğunu da eklemeliyim.

4)Yeni Çağ / New Age

Bana göre yeni çağın yaşam felsefesini en güzel tasavvuf erbabları açıklıyor.

İbn Arabinin şu sözü gerçekten her şeyi özetliyor.

“Arif için din yoktur”

Dinler geçmişten günümüze gittikçe pastörize bir kıvama gelmiştir. Artık gerçek anlamını uygulayan kişi sayısı çok az diyebiliriz. Herkes de bundan şikayetçidir baktığınızda.

Dini kurumlar, kişiler yola çağırıp duruyor ama insanlar yine uygulamıyor.

Hakikat Çağının Önemi

Bugün aslında hem kendimizi hem evreni hem doğa anayı hem Tanrı’yı yeniden keşfediyoruz. Evrensel bilince uyanıyoruz.

Bu yüzden gerçekler ortaya çıkıyor. Kuantum bilimi de alt yapımızı sağlamlaştırıyor.

Tanrının, Evrenin, Doğanın parçası olduğumuzdan başka bir şeyin anlamı kalmıyor.

Her şey O’ndan geldi ve O’na dönüyor…

Burada bize düşen yeryüzünün çocukları olduğumuzu her fırsatta hatırlamak ve hatırlatmak 🌎🌳

Bedenimize bakmakla yükümlü olduğumuz kadar dünya ana ve üstündeki bütün varlıklara bakmakla ve kardeşçe yaşamakla da yükümlüyüz.

Yolumuz Hak’kın ve doğanın yolu🙏🕊

Buradan tekamül edip başka gezegene veya kaynağa gidene kadar hizmetimizi insanlara, doğaya, hayvanlara ve ışığa yapmamız gerekiyor. Tanrı da zaten bunu istiyor. Işığı yükseltmemizi ve sevgiyi yaymamızı…

Tekamül bile etsek arkamızda miraslar bırakıyoruz. Burayla bağımız hiç kopmuyor…

Doğa Ana sizi görüyor.

Yerin ve göğün büyün büyük ruhları sizleri görüyor.

Tanrı sizi görüyor.

Yeryüzünü cennet bahçesi yapmak dileğiyle…

Burcu Yeryüzü