Sezgi ve Birlik Bilinci: 3. Göz Çakrası Açılınca Ne Olur?

Ben has bahçenin gülüyüm, Ayn-ı cemin bülbülüyüm, Kırk kapının kilidiyim, Açabilirsen gel beri…”

Pir Sultan Abdal

3. Göz Çakrası: Sezgi ve Birlik Bilinci

Sizlerle Reiki Seminer notlarımdan 3. gözle ilgili birkaç bilgi paylaşmak istedim.

Vücudumuzda bulunan 3. göz çakrası sezgilerimizin merkezidir. Bu çakra, iki kaşımızın ortasındaki bölgenin biraz üstünde bulunuyor. Rengi koyu mavi.

İlgilendirdiği organlar: Göz, yüz, baş ve epifiz bezi.

Bu çakra açıldığında dengeli duruş, içsel huzur, farkındalık ve olaylara dışarıdan bakabilme sağlar. Çalışmıyorsa egosu yüksek başarı korkusu ve maddesel olana aşırı bağlılık oluşur.

Mavi ve Kırmızının Sırrı

Hindu’larda alna kırmızı renkli bir benek sürülür bildiğiniz gibi… 3. göz çakrasının rengi mavidir ama genelde kırmızı ile işaret edilmiştir.

Çünkü yeryüzünün kundalini enerjisinin rengi kırmızıdır. Bu ateş yükselip alnımıza oturduğunda gerçek makamına ulaşır. Kişi birlik bilincine ulaşır. “72 millet birdir” derler. Çünkü bu çakranın frekansı 72 üzrede titreşir.

Bu olduğunda tasavvufi deyimle kişi yeri göğü birler. Evrensel enerjiyi tam çeker. İç gözü canlanır.

Yeryüzünün yolu unutulmasın diye yolu süren atalarımız gerçeği her zaman geleneksel bir ritüelle bizlere aktarmıştır.

Sadece budistlerde değil Anadolu’da da üçüncü göz bilinir. Alna takılan mücevherler, kurban bayramında alna sürülen bir damla kanla buna hep işaret edilmiştir.

Aslında kişinin çakraları açıldıkça rengi ve sembolleri değişir. Kimi beyaz, kimi kırmızı, kimi mavi, kimi sarı renk kullanabilir. Aurasının rengi parlamaya başlar. O ara hangi enerjiyi hissederse onunla bir müddet çalışır. Mavi, pembe, sarı, yeşil gibi… Mavi ile çalışıp spiritüel doygunluğa ulaşanlar daha sonra yeşil, sarı ve pembe ile çalışmaktan hoşlanabilir. Enerji ve frekansımız arttıkça sevgiyle ve ışıkla dolarız. Sevginin ve ışığın rengi sarı ve pembedir. Ben de mavi yolculuğumla hemhal olduktan sonra pembe ve sarıya doğru yöneldim. Gözlerimin ardından bu renkler coşmaya başladı.

Renklerin Sembolik Dili

Halkların kullandığı kıyafetler, bele takılan kuşaklar, kemerler, saç kesimleri, yüze sürülen boyalar da çakraların rengini işaret eder. Karete kuşağı kadar popüler olmasa da biz de de Ana Fatma’nın 7 renkli kemeri bulunur. Bu kemerin işaret ettiği şey 7 gökkuşağı ışığıdır ve bedenimizdeki 7 çakraya denktir.

Örneğin Şamanlarda göze sürülen mavi renk spiritüel gelişimin işaretidir. Beyaz renk bilgeliğin… Mavi ise ruhumuzun kozmik bilincimizin rengidir.

Yeryüzünün Koruyucu Türü: İnsanlar

Kırmızı ve mavi rengi birleştiren kişiler özünde olması gereken konuma yerleşir. Var olan her şeyin aynı kaynaktan geldiğine ve tüm türlerin eşit olduğu bilincine ulaşır. İnsan yeryüzünün koruyucu türüdür. Uyananlar Toprak Ana’nın tüm çocuklarıyla barış içinde yaşamaya başlar. Bu yüzden de hem felsefi açıdan hem de enerjileri yükseldiği için etyemezler daha çok bu kişilerden çıkar. Bildiğimiz gibi bu yol en çok Budizmde sürülmüştür. Bu yüzden o bölgede daha çok vejetaryen var. Ama birçok kültürde yolu sürenler bu beslenme şeklini uygular. Örneğin hayvan ruhları istemediği için bazı şamanların vejetaryen olduğu biliniyor. Tasavvufta, Alevi Bektaşiler’de de etyemezler erenler bulunur. Zira frekansı yükselen kişiler yaşam enerjisini evrenden daha çok çektiği için daha az beslenme ihtiyacı duyar. Her şey frekansla ilgili aslında. Aydınlanmış kişinin frekansı 700-1000 arasında titreşir. Kişiler saf bilince ulaşır.

Aya Güne Yüz Sürelim

Anadoluda ninelerimiz dedelerimiz sabah güneşe akşam aya ellerini tutup aldıkları ışığı yüzlerine sürer. Bu sembolik değil gerçek bir enerji alışverişidir. Güneşten ve aydan aldığımız enerji hücrelerimize kadar bizi besler. Çakralarımızı açar. Hayvanlar ve bitkiler gibi Doğa ile uyum içinde oluruz. Dünyanın manyetik alanına uyumlanırız. Bu sayede gerçekten özümüze doğru bir yolculuğa başlarız.

Yeryüzündeki tüm türlerle barış içinde yaşamak dileğiyle…

Işık dolu güzel günler diliyorum…

Sevgiyle

Burcu Yeryüzü