Genel

Şamanik Parçalanma: Ölmeden Önce Ölünüz

“Aşk harmanında savruldum, Hem elendim hem yuğruldum, Kazana girdim kavruldum, Meydana yenmeğe geldim.” Şah Hatayi

İki kez doğmayan hakkın sırrına erişemez

“Nitekim zaman değişip Şamanizm önemini yitirdiğinde, İslamiyet etkili olmaya başladığında, şamanlar dini yetkilerini bir kenara bırakarak yollarına ozan olarak devam etmişlerdir.”

“Şamanlığa çağrı ve çağrı sırasında yaşananlar, ilmi literatürde Şaman hastalığı adı ile bilinmektedir ve bu süreç parçalanıp yenilmeye kadar devam eder.”

“Özellikle kaydetmek gerekir ki Şaman hastalı­ğı tipindeki hastalık, vergi alan bütün insanlarda; demircide, tabipte, hebacı­larda, ozanlarda, bahşılarda, aşıklarda, falcılarda vb. görülmektedir. Ruhların dilinden şiir veya dua söyleyen, kozmik bilgileri sembolik bir dille topluma ileten, tedavi eden, gelecekten haber veren bu insanların durumunu hastalık adı altında değerlendirmek değil, etnopsikolojik kültür hadisesi olarak değerlendirmek doğru olur.”

“Kısacası, gelecek Şamana iç dünyasını açan ve ruhlarla ilişki kurmasına yardım eden, uygulanması gereken başlıca şartlar: toplumdan uzaklaşma, soğuk, açlık, azap, çile gibi karakterize edilebilir.”

“Tasavvuftaki “Halktan Hakka, Haktan Halka” fikri doğrultusunda sufi Hakk’a ulaşana kadar kendini tüm dünya nimetlerinden soyutladığı gibi, inzivaya da çekilir. Bazen bir dağ başında yalnız yaşar, bazen bir mağaraya kapanır veya Ahmet Yesevi’de olduğu gibi bir kuyunun için­de çile doldurur. Yahut belli tarikatlarda çile doldurmak için hazırlanmış küçük ve dar çilehanelerde kimseyle iletişim kurmadan, yemeden, uyumadan çoğunlukla kırk gün gibi bir zaman dilimi içerisinde çilesini doldurmaya çalışır.”

“Toplumdan uzaklaştırılmanın veya uzaklaşmanın esas amacı Şamanın ruhlarla baş başa kalmasını sağlamak, Şaman literatüründe geçici ölüm ola­rak nitelendirilen süreci başkalarının, özellikle de temiz olmayan insanların, kısacası profan kesimin müdahalesi olmadan yapmaktır.”

“Bütün gizli bilgilerin iletildiği geçiş ritlerinde rastlanan toplumdan uzaklaştırılma, Türk Şamanlığında ayrı bir özellik kazanmıştır.”

“Bu nedenledir ki evli kadın ve erkeklerin, Şaman ada­yının hastalığı zamanı (etinin parçalanıp yenilmesi sürecinde) ona yaklaşması yasaklanmıştır. Çünkü Şamanlıkta bütün diğer öğretilerden farklı olarak geçiş ritini yöneten, toplumun deneyimli, bilgili adamı değil, gizli sırlar ale­minin; gözle görülmez ruhlarıdır. Kenarlaştırma ve parçalanma ritüelini “yönetenler” genelde adayın akra­baları olan ölmüş Şaman ruhlarıdır. Adayın ritüel ölümü, genel olarak 3 ile 7 gün arası sürer.”

“Sibirya Türklerinin, özellikle Telengitlerin Şaman efsanelerinde, ruhların, Şaman olacak adamı dövmeleri, ellerini ve kollarını bağlamaları, göğsünü, karnını yırtmaları, onu cinsi alakadan çekindirmeleri, az uyutmaları, oruç tutturmaları semantik planda yalnız Alevi-Bektaşiler’de ve Tahtacılar’da ayine alınma merasimine değil, aynı zamanda Orta Asya tarikatlarında (özel­likle Yesevilikte) dervişin oluşmasına da çok yakındır.”

“Önemli olan bir mesele de adayın ritüel parçalanma, pişirilme ve yenilme zamanı bedeninin ölü gibi evde kalması ve çıplak şekilde yeni soyulmuş ka­raağacın (varyantlarda karaçam, akçam, kavak vs.) üzerine yatırılmasıdır. Şamanın parçalanma sürecinde çıplak şekilde kabuğu yeni soyulmuş ağa­cın üstüne yatırılması bir inisiyasyon (ikinci bir doğuş) ritidir ki, psikolojik olarak adayın, ana rahminden doğmasını simgelemektedir. Doğum sırası çıplaklık, adayın soyulmasına, ona kulluk eden temiz erkek veya kız akraba­ları ise ebelere denk düşmektedir. M. Eliade’ın da belirttiği gibi “Üst düzey­ de bir varoluş biçimine ulaşmak için gebeliği ve doğuşu yinelemek gerekir; ancak bunlar rit biçiminde, simgesel olarak yinelenir.”

“Şii-Alevi tarikatlarından Bektaşiye menkıbelerine göre Hacı Bektaş Veli, Molla Sadeddin’i kazana atıp kırk gün kaynatır. Molla, kazanda eriyip gider. (Şaman da ruhların kazanında pişer.)

“Pişirilip ye­nilme, kozmik bilgide profan insanın seçilmişler sırasına geçişini simgeler. Aynı olgunun Türk halk sufizmi anlatılarında da görülmesi kültür öğeleri­nin katmanlaşması olarak değerlendirilmelidir. Hem Şaman hem de Türk halk tasavvuf dünya görüşüne göre çiğlik profanlığı, pişmişlik de kozmik bil­gilere sahip olmayı kodlaştırır.”

Yeniden dirilme – Topluma Dönüş

Şamanın, ritüel ölüm anını yaşaması ve yeniden dirilmesi onu bütün insanların yaşadığı maddi mekandan öteki aleme geçirmeye hizmet eden tek vasıtadır. Şaman bu vasıtayı gözle görülmeyen, akılla kabullenmeyen, bilim­le onaylanmayan bir dünyayı öğrenmek için kullanır. Bu anlamda yeni bir sta­tünün kazanılması felsefi açıdan zamanda ve mekanda serbestlik kazanma gi­bi değerlendirilebilir. Şaman, ölüyü veya ölüme terkedilmiş insanı diriltmek­le, zamanı geriye çektiği gibi, ruhların yaşadığı öteki aleme gitmekle de iki mekanı aynı anda yaşamış olur.

Ölüp dirilme, Şaman olmanın ana teması, ana hattıdır. Şaman psikolojisi­ni öğrenmek için Şaman olma sürecinde ölüp dirilmenin nasıl gerçekleştiği­ni bilmek önemlidir.

Hiçbir Şaman, ikinci kez doğmadan Şaman olamaz. Hatta bazı Şamanların üçüncü kez doğduğu veya doğacağı söylenmektedir.

Bu, sufilerin ölmeden evvel ölmek, olgusunun aynıdır ve Alevi-Bektaşilerin “İki kez doğmayan hakkın sırrına erişemez.” inancına çok benzemektedir.

“Ritüel ölüm, Şamanın toplumun kutsal bilimlerine sahip olması, yani sırra ermesidir.”

“Şamanın ölüp dirilme olarak bilinen ezo­terik inisiyasyonu aslında “dışarıdaki, yabancı, bigane ve bilgisiz” adayın “içeri” – ezoterik bir kurum olan Şamanlık dünyasına alınması, dolayısıyla Şaman dünyasına mahrem kılınması, Şamanlığın hizmetçisi durumuna geti­rilmesi ve ezoterik bilginin ışığına kavuşmasıdır.

O halde ölüp dirilme, Şa­man adayının varlığın bir alt aşamasından bir üst aşamasına geçişini ruhsal olarak gerçekleştirmesinden başka bir şey değildir.

Şamanlık doğa “dini” olduğu için ölüp dirilme de doğayı veya doğa kural­larını yansıtmaktadır. Şu halde Şamanın ölüp dirilmesi, sembolik olarak tabi­atın ölüp dirilmesi varyantından başka bir şey değildir. Aslında ölüp dirilen Şaman, canlıdan daha çok bir ruh şeklindedir. Nitekim ruhlarla konuşan, on­ları gören, onların yanına giden, onlarla pazarlık yapan Şamanın vücudu de­ğil, ruhudur.

Ritüel ölüm, çok güçlü bir yaşantı olup duygu ve hislerin yeniden başka bir şekilde düzenlenmesine sebep olur. İç ve dış değişim yalnız ritüel ölüm anında yaşanır. Şamanın irticalen söyledikleri kafiyeli ritmik dua me­tinleri bu güçlü yaşantının bir yansımasıdır. (Ozan, aşık, bakşı, olonhist, kayçı, şeşen vs. gibi adlarla bilinen Türk halk şairi tipi de irticalen söyledikleri şiirleri güçlü yaşantı anında söylemiş olurlar.)

İlk Kurban

“Şamanın parçalanıp yenilmesi veya Oğuz boylarının kurbanlık hayvanı belli bir kural çerçevesinde parçalara ayırıp yemeleri kozmosu oluşturan ilk ecdadın kurban verilen vücudunun Şaman mi­tolojisinde ritüelistik izahıdır.”

“Şaman olmada mistik parçalanma ve vücudun yeniden oluşması ezoterik öğretilerde talibin gizli bilgileri öğrenmesine çok benzemektedir: karanlığa itilme, acı çekme, rüyalar yolu ile öteki alem bilgilerine ulaşma vs. Gizli bil­gileri alma şekli Mısır, Tibet vb. ezoterik öğreti okullarının talibi yeniden oluşturmasına uygun düşmektedir. Bu uygunluk sadece benzerlik değil, Şamanlığın kozmik bilgideki yeri ile ilgilidir.”

“Hiçbir Şaman, ikinci kez doğmadan Şaman olamaz. Hatta bazı Şamanların üçüncü kez doğduğu veya doğacağı söylenmektedir.”

“Bu açıdan bakıldığında, ritüel ölüm, en derin anlamıyla, adayın dış yaşamındaki her tür­lü koşullu durumunun ötesine geçmesi, evrenin sırlı, gizemli dünyasına “pasaport” almasıdır.”

Kaynak Kitap: Fuzili Bayat – Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı

Kitap Tavsiyesi

Şamanizmi merak edenlerin özellikle Fuzuli Bayat’ın kitaplarını okumasını tavsiye ediyorum.

Yeni Çağ’da birçok şaman kitabı bulabilirsiniz. Ancak Anadolu’nun şamanik alt yapısını bilirsek kendimizi daha iyi anlayabiliriz. Tabi toplumu da…

Ruhsal yolculuğa başlayan birçok kişi burada anlatılanları rüyasında görebilir. Şamanik çağrı alan kişiler, rüyasında ruhlar tarafından derece derece eğitildiğini görebilir. Eğitimi ilerleyen kişiler vücudunun sembolik olarak parçalandığını veya başının koptuğunu da görebilir. Parçalanma bedenin sembolik ölümüdür. Başın kopması ise kafayı kesip gönül gözüyle göreceğinin işaretidir. Görenlere kutlu olsun şimdiden. Yeryüzüyle kendinizle hemhal olma süreciniz başlıyor.

Şamanizm Doğanın Yol’udur. Doğa Ana ile hemhal olan halkların deneyimleridir. Hepsi Doğayı kendi anası gibi görür.

Doğadaki tüm ruhlara saygı duyar.

Yeryüzünün tüm şaman çocuklarından Amazon, Sibirya, Maya, Toltek veya Türk şamanlığı gibi bütün kültürlerin yolundan öğrenecek çok şeyimiz var. Yeni çağda yolumuzu bulabilmemiz için bütün kültürlerin içsel yolları tek tek paylaşılıyor…

Bu yolun bu topraklardaki kökeni biraz unutulmuş. Bunu herkesin bilmeye hakkı var. İçimizdeki ateş yeniden canlanıyor. Adı şaman olur, şifacı olur, otacı olur, kam ana olur, ozan olur, dede olur lokman hekim olur kısaca isimler sürekli değişir.

Tek bir gerçek değişmez.

Kökenimiz Kök ve Göktür.

Yolumuz Doğa Ana’nın yoludur.

Aşk ile, Işık ile…

Burcu Yeryüzü

Yerin ve göğün ışıklı ruhlarının rehberliğinde şamanik şifa seminerlerime katılmak isteyen dostlar benimle iletişime geçebilir: yeryuzusifasi@gmail.com