Şifacılık Mesleği

Şifacılık mesleğini düşünenler, ataları tarafından seçilenler, Tanrı ve melekler tarafından görevlendirilenler ve alma verme dengesiyle ilgili kafasında soru işaretleri olanlar için bir yazı yazmak istedim.

Hiç şüphesiz ki Tabiat Ana’nın ve insan türünün acilen şifaya ve şifacılara ihtiyacı var. Göğün ve yerin ışıklı ruhları tarafından seçilen bütün şifacılara selam olsun.

Yeryüzü şifacılarının artması dileğiyle…

Şifacılık Mesleği

Sosyolojik bir şifa araştırmasında sahada çalışmış, ardından şifacılığa çağrı alıp yola giriş yapmış birisi olarak uzun zamandır bu yazıyı yazmak istiyordum bugüne kısmet oldu. Birçok şifacının duygularına tercüman olduğumu da biliyorum. Bu yüzden burada adeta bir iç sesi de dile getirmiş oluyorum. Çünkü bizler yeni çağda şifacılık kültürünü karşılıklı geliştireceğiz.

Toplum olarak insanın türünün hali ortada… Bilinmeyen çok şey var bu konuda, dilim döndüğünce ben de kısaca değinmek istedim.

Alma Verme Dengesi Hakkında

Öncelikle Şifacılar ücretsiz hizmet versin diyenlere iki çift sözüm olacak🙏😊

1)Şifacılığı gerçekten çok yanlış anlamışsınız.

2)Şifacılık en eski MESLEKtir.

Bugün bizlerin daha fazla avukata veya muhasebeciye değil şifacıya ihtiyacı vardır.

Zaten modern tıbbın kökeni de şamanlara, paganlara, şifacı cadılara, lokman hekimlere, otacılara dayanmaktadır.

Bugün şifacılık ve geleneksel iyileştirme yöntemleri akademiye girmeli, üniversitelerde, okullarda öğretilmeli ki yeryüzüne ışık doğsun. Ki bu zaten yapılıyor. Akademide üniversitelerde hastanelerde bu konular araştırılıyor.

Örneğin bugün Reiki Şifa tekniği dünyanın birçok bölgesinde hastanelerde uygulanıyor.

Ve Reiki gibi başka metotlar da sağlık sistemi içinde yerini çoktan aldı. TV’de bütün doktorlar Doğa Ana’nın tıbbi bitkilerini anlatıyor.

Artık çağ değişiyor. Eskinin bilgelik yolu tekrar gün yüzüne çıkıyor.

Anadoludaki Şifacılık

Örneğin Anadolu’da veya kırda, köyde bir şifacıya giderseniz mutlaka o kişiye hizmetinin karşılığını verirsiniz.

Bu bir kırık çıkıkçı olur, ebe olur, otacı olur, kurşun döken bir teyze olur… Mutlaka gittiğinizde şifanızı alır ve karşılığını alırsınız. Aksi halde “el geçmez” derler.

Az da olsa verilir. İlla para olmasına da gerek yoktur. Ederi kadar hediye de verilir.

Ama mutlaka herkes bir karşılık verir. Ve bu olması gerekendir. Çünkü onlar şifacıdır. Almazlarsa şifacılık mesleğini yürütemezler.

Kök Çakra: Alma Verme Dengesi

Alma verme dengesi esasında kök çakramızla ilgili. Bu çakrası çalışmayan, az çalışan veya kök çakrası travmalı kişiler alma verme dengesi kurmada sorun yaşayabilir. Hepimiz de bu çakra da sorun olabilir. Genetik kod olarak atadan, deden, nineden gelebilir.

Zaten Reiki veya kundalini enerjisi çalışan şifacılar bu sorunları çözmek için şu an da yeryüzünde bulunuyorlar.

Kadim Yol ve Şifacılık İkilemi

Her kültürde her toplumda ücretsiz şifa dağıtan, yolu anlatan dergahlar, tekkeler, tapınaklar olmuştur.

Elbetteki karşımızda geçmişten günümüze oluşa gelmiş kültürel bir yol var. Ancak yanı sıra gelişen bilimsel, akademik, eğitimli bir yol da var. İşte bu alanı hep birlikte oluşturuyoruz. Burada da görevlilere çok iş düşüyor.

Şu anda ücretsiz şifa dağıtan budist rahipler veya şamanlar var. Dünyayı geziyorlar, şifalanıp özümüze dönmemiz gerektiğini anlatmak için…

Ancak belli bir ücret karşılığında bilimsel metotlarla, seminerli, eğitimli ve sertifika eşliğinde bu işi meslek olarak yapanlarda var.

Tercih size kalmış.

İlim ve bilimin burada birleştiği çok açıktır artık…

Ki maneviyatın gelişmesi için olması gereken yollardan birisi de budur bana göre..

Şimdi hal böyleyken özellikle enerji çalışan şifacılardan neden ücretsiz hizmet yapması bekleniyor bunu sorgulamamız gerekiyor bence…

En temel nedeni şifacılık insanın özüdür. Şifacıların çoğu fizik beden ve ışık beden (ruh) arasında çalışır. Yani insanın özüyle…

Konu enerji olunca da ortada bir emek yok sanılabilir. Oysa çok büyük emekler söz konusu. Yolu sürmek anlamak pişmek bir dizi sorumluluk araştırma ve eğitim gerektiriyor.

Yeni Çağ Bilgeliği

İnsan bilinci 5. boyuttan 3. boyuta düşürülmeden önce herkes özünün eriydi. Herkes bir budha, şaman, eren bilincindeydi. Fakat madde dünyası bizi bu gerçeklikten kopardı ve içinde bulunduğumuz 3. boyut realitesine hapsetti.

Uzun zamandır dünyaya bu enerji hakim. Yani madde dünyası hakim. Her şey para etrafında dönüyor. Bu yüzden de kolektif olarak hafızamızda para kirlidir.

Ve bu yüzden bilinçaltımızda şifacı para almaz algısı yatmaktadır.

Ancak bu öze dönüş yolunun sürülmesi için buranın maddi kurallarına göre hareket etmemiz gerekiyor. Hepimiz hayatını kendi kazanmalı ve en sevdiği mesleği yapmalı…

Belki bugüne kadar düşünmemiş olabilirsiniz ama karşılıksız şifacılık yapılmasının sakıncaları da var.

1)Şifa ancak talep edene verilir.

2)Uzun süre karşılıksız bu işi yaptığınızda kişi bunu meslek haline getiremez.

3)Evrensel alma verme dengesine aykırı.

4)Şifacı ve danışan arasında enerjisel yükler oluşur. Şifalanma süreci sekteye uğrar, kişi karşılık vermediği için bu şifayı değersiz görebilir.

Şimdi burada yazdığım dinamikleri ancak deneyimleyenler bilebilir. Burada tecrübe önemlidir.

Ücretsiz şifa dağıtan kişi bunu  1 yapar 2 yapar 3’te bırakır.

Bu olunca da yol sürülmez olur. Yeryüzüne istediğimiz altın çağı, yükseliş enerjisini getiremeyiz. Ayrıca ücretsiz şifa verilince yukarda değindiğim gibi kıymeti ve değeri bilinmiyor. Şifa kullanılmıyor.

Aslında bu sakıncıları daha sayıp çoğaltabiliriz. Ben kısaca değindim.

Spiritüel alemin popstarları belki bunu bilmiyor ama bu yol ağırdır. Kolay olsun deyip kolaylaştıran da yine bizleriz.

Şimdi tıp tarihini incelediğinizde Modern tıp ve hastaneler de zaten otacıların, cadıların, şamanların, ebelerin, anaların, lokman hekimlerin üzerine kurulu değil midir?

Bugün ışık işçileri, yaşam koçları, rehberler de yeni çağda bu görevi yerine getiriyorlar. Para alıp insanları sömürmek değildir dertleri. Tam da bu para elinin değişmesi gereken bir çağdayız.

Bir doktora gittiğinizde de ücretini verirsiniz aynı şeydir.

Ancak her mesleğin iyisi kötüsü vardır. Buna dikkat etmelisiniz. Herkes kendi frekansındaki kişileri çevresine çeker. Çekim yasası burada işler.

Seçimlerimizi bu noktada doğru yapmak bizim elimizdedir.

Hayattaki seçimlerimizi biz yaparız ve yaşamımıza çağırırız.

Bu yüzden yola çağrı ile seçilmiş şifacıları takip ederseniz bu konuda üzülme yaşayacağınızı düşünmüyorum.

Yeryüzü ve insanlar şu anda bir yükseliş yani tekamül sürecinden geçiyor. Bu süreçte herkesin doğa anayı desteklemesi gerekiyor. Doğa ana da bizi destekliyor. İstese depremlerle, sellerle toplu temizlik yapabilirdi. Ama bizim özümüzü bildiği için bizi destekliyor. Bu yüzden hepimiz kendi kendimizin şifacısı olmalıyız.

Yaralı şifacıların derdi

Bu yazıyı yazmamın sebebi benim de madde dünyasıyla ilgili bir derdim var elbetteki… Yola yeni giriş yaptığım zamanlarda bir sürü kişiyi ücretsiz Reiki’ye uyumladım. Şifa dağıttım. Aktivist olduğum için dayanışma kültüründen geliyorum. Ve para engel olmamalıydı insanların şifalanması için… Ben şifalandığım için bu şifanın yayılmasını diledim.

Ancak ücretsiz alanların şifayı kullanmadığını şaşkınlıkla gördüm. Değer vermediler. Evet olan budur. Bunu şifacılık yapan birçok kişi de bilir. Havadan gelen bilgi çok kıymeti de olsa geçerli değildir. En üstat seviyedeki masterlar da bunu denemiştir. Gerçek şu ki insanların çoğu karşılığını ödediği şeye değer veriyor.

Aslında bu yeni bir şey değil ben yeni keşfettim. Üstelik şifacılık araştırması yaparken yaşlılardan da duydum mutlaka şifanın karşılığı alınması gerektiğini…

Bu yolu süren atalarımız bizlere 2 tane nasihat vermiştir.

Birincisi rehbersiz yola çıkmayın, ikincisi ise eliniz körelmesin diye mutlaka size gelenden gönlünüzden ne koparsa diyerek bir ücret veya bir hediye talep edin demiştir.

Kendi dedemden ninemden de ben böyle gördüm. İkisi de şifacıydı ve bunu uygularlardı.

Alma verme dengesidir bu. Evrenin kuralıdır. Sevgi alıp vereceğimiz 5. boyut gerçekliğinde bunların hiçbiri olmayacak ama o güne kadar mücadeleye devam…

Işık İşçileri & Işık Taifesi

Şu anda insanlığa bu rehberliği ışık işçiler sunuyor. Rehbersiz yola çıkılmaz denmesinin sebebi de yolun ağır oluşundandır. “Delilsiz gidilmez yollar yamandır” demişler.

Gerçek şifacıların da çoğu bu işten kaçar. Neden mi? İnsan yükü ağırdır çünkü. Yol şifacıyı çağırır şifacı yoldan kaçar. Hatta bununla ilgili şamanik kültürde töz basması kavramı vardır.

Para enerjisine gelirsek.

Yukarıda değindiğim gibi… Dünyaya 3b enerjisi, yani madde hakim. Bu yüzden para enerjisinden hoşlanmıyoruz çünkü yeryüzünü tüketen tam da bu kültürdür. Ben de bundan hoşlanmıyorum. Toprağın çocuğu olarak dünyaya yapılan bütün acıları, zulümleri derinden hissediyorum. Görevim zaten doğa ana ile insanlar arasındaki köprüyü kurmak. Bu yüzden her iki tarafın acısını derinden hissediyorum. Gözleriniz gerçeği bir kez gördü mü asla eskisi gibi olamazsınız.

Ancak gelecek çok umutlu. Her şeyin değişip güzelliklerin geldiği bir vizyon gördüğüm günden beri herkesi yeryüzü bahçesini yeşertmeye davet ediyorum.

Ancak bu olana kadar sadece şifa konusunda değil hayatın birçok alanında alma verme dengesiyle bu hizmet kültürü devam edecektir.

Son olarak emin olun ki şifacıların çoğu birçok kişiye şifahen karşılıksız hizmet veriyor. Yeryüzünde bulunan birçok yaralı şifacı da zaten bunun için şu anda buradadır. Hizmetini yapmak için.

Yolumuz Tabiat Ana’nın yoludur. Aşk ile…

Burcu Yeryüzü

Koko’nun İnsanlara Mesajı Var: