Şifacılığa Çağrı: Maria Malinche’nin Şamanlığa Seçilişi

Meksika’da bilinen çok ünlü bir hikaye: Maria Malinche’nin şamanlığa seçilişi…

“Maria babasının tanınmış bir kırık çıkıkçı olduğunu söyledi, Maria erkek olsaymış, bu mesleği miras alacakmış. Ama Maria 8 yaşındayken onu dişi bir ruh çağırmış. Kı­zın hikâyesi oyun arkadaşlarından ayrılıp dev bir meşe ağa­cının altında tek başına oturmasıyla başlar:

“Bir akşam üzeri birkaç çocukla birlikte böğürtlen toplamaya çıktım. Öbür çocuklar böğürtlen toplamaya devam ederlerken ben yorulup bir ağacın gölgesine oturdum. Açtım, sepetimdeki böğürtlenlerden birazını yedim. Bitirince artık öbür çocukların seslerini duyamadığımı fark ettim. Korktum ve yüksek sesle bağırarak onları çağırmaya başladım. Uzun, beyaz, üzeri işlemeli huipil (geleneksel elbise) giymiş bir kadın yanıma yaklaşarak bana “Beni mi çağırdın? Beni uyandır­dın!” dedi.

Kadını tanıyordum annemin bir arkadaşıydı, kısa süre önce ölmüştü. Köyden onu gece geç vakit evinin çevresinde doşalırken görenler vardı.

Kadın bana gülümseyerek elbisesini tutmamı söyledi. Tutun­ca uzaklara uçtuk. Bir düşte gibiydi, bir an bir yerde, sonraki an başka bir yerdeydik. Birden bir mağaranın girişine geldik. Dev gibi kapıları vardı, çaldı, içeri girdik. Kapıda iri bir turuncu köpeği olan yaşlı bir adam vardı. İçeride uzun ve yüksek tünelleri olan meşalelerle aydınlatılmış devasa bir kent vardı. Sağda sıra sıra iki katlı evler diziliydi, sol­ da tortilla pişererek insanları ve hasta ruhları doyuran kadınlar vardı. İçeri girer girmez Lord Şimşek ve Yıldırım bizi huzuruna çağırdı. Korkmuştum, çok korkmuştum ama bana karşı nazik ve yumuşaktı. Beni şifacı olmam için seçtiğini söyledi. Sonra bana şifa verirken hangi yolları kullanmayı istediğimi sordu.

Yanıt ver­meyi reddettim ve eve gönderilmek istediğimi söyledim. Israr ede­rek bunun benim seçimim olmadığını, buna becerim ve gücüm olduğunu söyledi. Ayrıca öğrenmeye de hazırmışım. Reddettim, o ısrar etti, beş kez reddettim. Beş kez ısrar etti, sonunda vazgeçtim, birlikte toprağın derinine, mağara kente doğ­ru gittik. Bir dizi hasta insanın yanından geçtik. Lord Şimşek ve Yıldı­rım her birinin önünde durarak bana o kişinin nesi olduğunu sordu. Fikrimi söyledim, o da kendisininkini söyleyerek şifa tali­matları verdi. Bazen mumlar yakmalarını söyledi, nabızlarını tutup ne hissettiğimi sordu. Bazen hastaya tütünle masaj yapıl­masını söyledi. Sonra bana bazı bitkiler vererek, “Bu çay yapmak, bu da ov­mak için, bu yellemeye yarar,” dedi.

İlk iyileştirdiğim kişi uzun zamandır doğum yapmakta olan bir kadındı. Soğuk yiyecekler yemişti (Avakado, domuzyağı ve di­ğer yağlar) ve ölüyordu. Zayıflığını, terlemesini, şiş bacaklarını gördüm. Lord Şimşek ve Yıldırım elimi yumuşakça karnına koy­mamı söyledi. Ben bunu yapınca çocuk hemen doğdu. Sonra bana, “Sakın ellerini kadının içine sokma. Yolu bu de­ğildir, dışarıdan masaj yap ve itmesine yardım et, onu bir şalla sar ve tut. Dua eder ve ona kendi gücünü verirsen, bebek doğa­caktır” dedi. Bana duaların diliyle mağaraların gizli dilini öğretti. Her adım da bana bir şeyler verdi: bitkiler, koleksiyonum için taşlar, şifa vermek için talimatlar. Her şifadan sonra bana bakır para­lar verdiler. Bana şifa vermek için para almamı söyledi, almaz­sam gücümü yitirirmişim. Ama çok da almayacakmışım, pek çok şifa dağıttıktan sonra bana “Yorgun ve zayıfsın,” dedi.

Yemek yememiş, uyumamıştım, gücüm kalmamıştı. Ama bana bir törene katılacağımı söyledi. Üzerinde dokuma güzel giysiler olan uzun bir masa vardı. Şifa verdiğim herkes oradaydı. Köyün liderlerine asalarının verildiği zamanki gibiydi. Orada bana bir meslek verildi. Şifacı oldum.

Şölende hindi ve tortilla vardı, likör ve sigaralar. Yedim, içtim, bir sigara içtim. Bir süre sonra beni mağaraya getiren kadın yeni­den ortaya çıktı, eve dönme zamanının geldiğini söyledi. Bana kumaş bir bohça verdiler. İçinde şifa gereçlerim, tortil­la, hindi eti ve paralar vardı. Çift düğümlü bohçayı yanımdaki böğürtlen sepetinin içine koydum. Kapılar açıldı, kadınla birlikte dışarı çıktık, sonra kendimden geçmişim.

Bir ağacın altında uyandığımı hatırlıyorum. Gün batıyordu, sessiz ve karanlığa gömülen bir yerdi, öbür çocuklar ortalarda yoktular, çok korktum. Ayağa kalkınca her şeyin gerçekten olduğunu anladım.

Sepe­timde böğürtlenlerin üzerinde bohça duruyordu. İçindekileri görmek için açtım. Paralar en üstteydi. Taşlar, bitkiler oradaydı ama kuruydular. En ilginci de hindi eti ve tortillaların başına gelenler­di. Tortilla yerine bir tomar yaprak vardı. Hindi eti yerine de be­yaz ve yumuşak, çürümüş kök parçaları.”

Maria o gece eve döndüğünde annesi nerede olduğunu sormuş. Maria olanları anlatınca annesi çok öfkelenerek onu yalan söylemekle suçlamış. Ama babası kızı savunmuş, “Böyle başlanır bu işe,” demiş, “Biliyorum çünkü ben de aynısını yaptım. Beni oraya götüren babamın bir arkadaşıydı çünkü ben erkeğim. Daha çok küçük beklememiz gereke­cek. Sonra isterse benimle gelip tedaviye yardım edebilir. Ona saygı göstermelisin artık, çünkü öbür çocuklarından farklı.” Maria babasının yardımcı olmuş, onun ölümünden birkaç yıl sonra da ünlü bir şamanmış artık.”

Maria’nın efsanevi yolculuğu, şamanik ruh uçuşunun tipik bir örneğidir.

Kaynak Kitap: Şaman’ın Bedenindeki Kadın / Barbara Tedlock

——————————————————–

Kişisel danışmanlık isteyenler benimle iletişime geçebilir: burcuyeryuzu@gmail.com

Şifa Seminerlerim hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.