Genel

Evrenin ve Beşerin Yaratılışı

Evren’in ve Beşerin yaratılışını birçoğumuz merak ediyoruz. Koskoca kainatta yalnız mıyız? Başka gezegenlerde yaşam var mı, insanların ve dünyanın evrendeki yeri nedir gibi sorular sürekli aklımızı meşgul ediyor.

Dünyadaki en eski kitaplardan biri olarak geçen DZYAN Kitabı kafamızdaki soruları biraz olsun cevaplıyor. Bu kitap Tibet’te bulunmuş. Girişindeki sembolik çizim aslında her şeyin özetini veriyor.

Kitabın girişinde iki tane çember bulunuyor. Siyah zemin üzerinde iki tane daire…. Ve bir tanesinin içinde nokta var… Aşağıda çizdim. Böylece gözümüzde daha iyi canlandırabileceğiz.

Bu iki çemberin sembolik bir mesajı var: Ebediyet içinde Uyuyan ile Uyanan potansiyele gönderme yapıyor.

Yani yaradan ve yaratılana bakmaktasınız. Vahdet-i vücud’a ve vahdet-i mevcuda…

Kitaptan aldığım bazı notlar:

“Tek daire her şeyin onun içinden çıktığı ve her şeyin ona döndüğü ilahi birlik. Dairenin çevresi ise hiçbir zaman idrak edilemez olan… Daire içindeki nokta ise, dünyasal yumurtanın içindeki nokta. Farklılaşmanın oluşumu. Tohum. Bu tohum her şey. Ve devresel kozmos haline gelecektir. Tohum devresel olarak, gizil ve aktiftir.”

Uzak Doğunun yin ve yang’ı… Noktanın sonsuzluğu ve kozmik yumurta olarak burada da karşımıza çıkıyor.

DZYAN kitabı aslında birçok kültürde karşımıza çıkan öğretilerin gizli yönlerini aktarıyor.

Kitapta yazanları sözlü tarihimizde de bulabilirsiniz. Deyişler, nefesler, masallar, efsaneler, mitoloji, oyunlar gibi…

Dümdüz okunduğunda efsane gelen şeylerin aslında bizlere sırlanarak aktarılmış gerçekler olduğunu sonradan keşfettiğimiz ortada…

İlksel Yedi’ler Kimdi?

Kitapta sık sık numorolojik sayılar aktarılıyor.

Örneğin; 7 renk, 7 nota, 7 çakra/çark, 7 kat yeryüzü, 7 kat gökyüzü… 7 sayısı özel bir sayıdır. 7 çakramız açıldıkça farkındalığımız artar olayları daha geniş açıdan değerlendirmeye başlarız.

Halk kültürlerinde de bu sayıya sıkça yer verildiğini görüyoruz.

“7 Ulu Ozanlar”, “7 Uyurlar”, “7 Kandilli Süreyya” “7 Kollu Şamdan” “7 tepeli İstanbul” veya Fatma Ana’nın 7 renkli kemeri…

İlksel 7’lerle ilgili “Yaşam Çiçeği’nin Unutulmuş Sırrı 1-2” kitaplarında da bir takım gerçekleri bulabilirsiniz.

DZYAN kitabına dönecek olursam kitapta sıkça 3’ler, 5’ler, 7’ler’den bahsediyor. Sadece beşer için değil evrenin işleyişinde de bu rakamlar söz konusu…

Kitaptan ilgi çekici bazı bölümleri maddeledim. Daha fazlası için kitaba bakabilirsiniz. Kitabın yazarı Madam Blavatsky özetin özeti bir çeviri yaptığı için toplamda 50 sayfa, ancak derin mevzuları anlattığı için tekrar tekrar okumakta fayda var.

Kitabı daha iyi anlamak için felsefi ezoterizmi bilmek de gerekiyor.

İlk bölümde Kainat ve daha alt birim sistemlerin yaratılışı anlatılıyor.

Kitapta aktarıldığı üzere Mutlak Allah, yarattığı yaradılışı şekillendirmeyi ve sistemleştirmeyi gene yarattığı varlıklarına vermiştir. Böylece Kozmik Kainatlar meydana gelmiş ve de gelmektedir.

Kitaptan bazı ilgi çekici bölümler:

1-Ebedi Ebeveyn (Mekan) hiçbir zaman görünmeyen Giysi’lerine bürünmüş olarak, bir kez daha Yedi Ebediyet boyunca uyumuştu.

2-Zaman yoktu, çünkü zaman süre’nin sonsuz bağrında yatmış uyuyordu.

3-Kainat Zihni yoktu, çünkü O’nu içerecek ve tezahür ettirecek hiçbir Ah-hi (Göksel varlık) yoktu.

4-Sürûra yani (Nirvana’ya) giden yedi yol yoktu. Büyük Istırap Nedenleri (Nidana ve Maya) yoktu, çünkü onları üretecek ve onlar tarafından tuzağa düşürülecek hiç kimse yoktu

5-O sınırsız Her-Şey’i sadece karanlık dolduruyordu, çünkü, Baba, Ana ve Oğul bir kez daha Bir’diler ve Oğul, henüz yeni Çark için ve hemen akabinde yapacağı uzun ve çetin yolculuk için uyanmamıştı.

6-Yedi Yüce Rab ile Yedi Hakikat’in varlığı sona ermişti ve Kainat: Gerekliğin oğlu olan ve henüz olmayan o’nun tarafından nefes olarak verilmek üzere Para-Nirvana’ya gark olmuştu. Hiçbir şey yoktu.

7-Varoluş’un sebepleri ortadan kaldırılmıştı; geçmişte görünmüş olanlar ve şimdi görünmez olmakta olanlar, Tek Varlık olan, Ebedi Gayri Varlık’ta uyuyordu.

8-Sadece Varoluş’un Tek Formu engin, sonsuz, sebepsiz, bir halde uzanıyordu rüyasız uykuda; ve Yaşam, Kainat Mekanı’nda, Dongma’nın Açılmış Gözü’nce hissedilen o tüm Mevcudiyet’in her yanında bilinçsiz olarak nabız gibi atıyordu.

9-Sessizlik neredeydi? Onu duyacak kulaklar nerede? Hayır, ne sessizlik vardı ne de ses, durmak bilmeyen Ebedi Nefes’ten (Hareketten) başka hiçbir şey yoktu, ki O da kendini bilmez.

10-Vakit henüz gelip çatmamıştı, Işın henüz tohumun içerisine çakmamıştı Lotus Ana henüz şişmemişti.

11-O’nun -İlksel Cevher’in- kalbi Tek Işın’ın girmesi, oradan da, Üç’ün Dörd’e düşmesi şeklinde, Maya’nın kucağına düşmesi için henüz açılmamıştı.

12-Yedi (oğul) Işığın Ağı’ndan henüz doğmamışlardı. Karanlık, bir başına Ana-Baba’ydı

13-Bu ikisi Tohum’durlar ve Tohum Tek’dir. Kainat hala daha İlahi Düşünce’de ve İlahi Bağır’da saklıydı…

14-Karanlık Işık neşreder ve Işık (suların içine) Umman Ana’nın içine doğru münferit bir ışın salıverir. Bu ışın, Bakire Yumurta’nın içerisinden hızla geçer, Işın Ebedi Yumurta’nın titreşmesine ve Dünya Yumurtası halinde yoğunlaşan Ebedi Olmayan (devresel) Tohum’u düşürmesine yol açar.

15-O zaman, Üç (üçgen) Dörd’ün (dörtgenin) içine düşer. Işıyan Öz, içte Yedi dışta Yedi haline gelir. Kendi başına “Üç” olan parlak yumurta süt gibi kesilir ve Ana’nın Derinlikleri’nin (Hayat Okyanusunun derinliklerinde büyüyen Kök’ün) her yanına süt beyazı ‘curds’ halinde yayılır.

16-Hayat’ın Kökü Ölümsüzlük Okyanusu’nun her damlasındaydı ve Okyanus, Ateş ve Isı ve Hareket olan Işıyan Işık’tı. Karanlık ortadan kayboldu ve artık yoktu, kendi Esas’ının yani Ateş ve Su’yun ya da Baba ve Ana’nın Bedeni’nin içerisinde kayboldu.

17-İki’nin Işıyan Çocuğu eşsiz ve görkemli Parlaklık: Karanlık Mekan’ın oğlu olan, büyük Karanlık Sular’ın derinliklerinde zuhur eden Aydınlık Mekan. O, Güneş olarak ışıklar saçar. O ışık ışıl parıldayan İlahi Bilgelik Ejderi’idir. Bir, Bilgelik Ejderi Dör’ttür ve Dört Üç’ü kendine eş alır ve bu birleşme Yedi’yi oluşturur ki Tri-dasa (Üç kere 10) ya da ordular ve kitleler haline gelen Yedi’ler içerisindedir.

18-Işık, Soğuk Alev’dir ve Alev, Ateş’tir ve Ateş ısıyı meydana getirir ki o da Su’yu: Yüce Ana’daki (Kaos’taki) Hayat Suyu’nu verir.

19-Siz, yeryüzünün oğulları öğretmenlerinizi -Ateş’in Oğullarını- dinleyin. Öğrenin ne Birinci ne Sonuncu vardır. Çünkü her şey sayısız olandan neşrolmuş Tek Sayı’dır.

20-İlksel Yediler’in neslinden gelen ilksel Alev’den doğan Bizler’in Atalarımızdan öğrendiklerimizi öğrenin.

21-Işığın Parlaklı’ğından (-Daimi- Karanlığın Işın’ından), Mekan’da gene uyandırılan enerjiler neşroldu. Yumurta’dan (çıkan) Bir, Altı ve Beş.

Sonra Üç, Bir, Dört, Bir, Beş – Toplamı, İki kere Yedi’dir.

Ve bunlar Esas’lardır, Alev’lerdir, Unsur’lardır, İnşaat’çılardır, Sayı’lardır, Bedensizler’dir, Bedenliler’dir ve İlahi İnsan’ın Gücü’dür.

Ve Bunların Toplamı’dır.

Ve İlahi İnsan’dan, Kutsal 4’ün içindeki formlar, kıvılcımlar, “Kutsal Hayvanlar” Kutsal Atalar’ın habercileri yayıldı.

22-Bu “Ses’in ordusu”ydu. İlahi Yedili Sistem’di. Yediler’in kıvılcımları, Yedi’lerin Birincisi, İkincisi, Üçüncüsü, Dördüncüsü, Beşincisi, Altıncısı, Yedincisine tabidirler ve Onlar’ın hizmetkarlarıdır.

23-İlksel Yediler, Bilgelik Ejderi’nin İlk Yedi Nefesi, kendi sıraları geldiğinde, dönmekte olan Kutsal Nefesleri’nden, Kızgın Kasırga’yı meydana getirirler.

24-İlksel Yediler, Fohat’ı Kendi İradeleri’nin Habercisi yaparlar. Dzyu, Fohat haline gelir. İlahi Oğullar’ın oğulları Lipika olan Çevik Oğlu (Fohat) dairevi haber taşıyıcılığı yapar. Fohat küheylandır ve Düşünce binicidir. Fohat, Kızgın Bulutlar’ın (Kozmik Sisler’in) içinden Şimşek gibi geçer. Yukarı’daki Yedi Bölge ve Aşağı’daki Yedi Bölge (oluşacak olan Alem) boyunca Üç, Beş ve Yedi adım atar. Fohat sesini yükseltir ve sayısız kıvılcımları (atomları) çağırır ve onları bir araya getirir.

25- Bir Işıktan Yedi ışık, Yediler’in her birinden Yedi kere Yedi Işık. “Çarklar” Çemberi izlerler…

26-Daha önceki çarklar aşağıya ve yukarıya doğru döndüler. Ana’nın yavruları tüm Kozmos’u doldurdu. Yaratıcılar ve Yokediciler arasında savaşlar yapıldı ve uzay mekan uğruna savaşlar yapıldı. Tohum sürekli olarak beliriyor ve beliriyordu.

27- Ey Lanoo, eğer ait olduğun küçücük çarkın küreler zincirinin doğru yaşını öğrenmek istiyorsan, hesabını yap. O’nun dördüncü çocuğu bizim Ana’mızdır. Yeryüzüdür. Nirvana’ya giden dördüncü bilgi yolunun dördüncü meyvasına ulaş ki anlayasın, çünkü göreceksin…

28-Bir İki haline geldiğinde Üç katlı olan ortaya çıkar ve Üçler Bir’de birleşmişlerdir. Ve O bizim ipliğimizdir. Ey Lanoo, adına Saptaparna denilen Beşer Bitkisinin Kalbidir.

29- O hiç ölmeyen Kök’tür. Dört Fitil’in Üç Dilli Alevi’dir. Fitiller Yedilerden fışkıran Üç-Dilli Alev’den Onların Alevinden çıkan kıvılcımlardır. Bir tek Ay’ın ışınları ve kıvılcımlarının Yeryüzünün tüm ırmaklarının akan sularında yansıması gibi…

30-Alev, Kıvılcım’a “Bu senin şimdiki çarkındır. Sen, Ben’im kendimsin, suretimsim ve gölgemsin. Ben kendimi giysiyle sende kapladım ve sen tekrar benim kendim ve başkaları, senin kendin ve ben olacağın “Bizimle Birlikte Ol” Gününe kadar bedenimsin. O zaman inşaatçılar, İlk Giysilerini giyinmiş olarak Işıyan Yeryüzüne iner ve beşerlere – ki onlar Kendileridir – hükmederler dedi.

Noktanın Sonsuzluğu

Evrenin, Beşerin ve İlksel Yediler’in doğumuna kısa bir göz attıktan sonra nokta ve çember sembolüne tekrar dönelim istedim. Kolektif hafızamıza da en çok seslenen sembol belki de budur… Toltek’lerde buna siyah&beyaz tüten ayna denmektedir. Uzak doğuda yin&yang…

Hayatımızdaki birçok şey enerjiyi buradan çekiyor: Siyah&beyaz, ışık&karanlık, nokta&çember, siyah beyaz yer karoları, halılar, satranç tahtası hatta puantiyeli desenler bile…

DZYAN Kitabı’nın birinci sayfasında mat siyah bir fon üzerinde lekesiz bembeyaz bir Disk, bunu izleyen diğer sayfada aynı Disk var. Ancak merkezinde bir nokta ile birlikte…

Kitaptan alıntı:

“Birinci sembolün hala daha uyumakta olan Enerji’nin yani “Kelam’ın İlerki Sistemler’deki neşriyatının” gene uyanmasından önce, Ebediyet içerisindeki Kozmos’u temsil ettiği müritlerin bildiği bir husustur. Daha önce lekesiz olan Disk’in yani “Pralaya’daki Mekan ve Ebediyet’in” içindeki “nokta” ise farklılaşmanın oluşumunu belirler. Bu, Dünyasal Yumurta’nın içindeki Nokta’dır; Dünyasal Yumurta’nın içindeki “tohumdur” ki bu tohum, Kainat, Her-Şey sınırsız ve devresel Kozmos haline gelecektir. Bu tohum devresel olarak ve sırayla gizil ve aktiftir. Tek Daire, her şeyin onun içinden çıktığı her şeyin ona döndüğü İlahi Birlik’tir. Daire’nin Çevresi hiçbir zaman idrak edilemez olan İdeal Varlığı; Daire’nin düzlemi ise, Kainat Ruhu’nu belirler. Ancak her ikisi Bir’dir. Sadece Disk’in yüzünün beyaz ve tüm fonun siyah olması açıkça göstermektedir ki Disk’in düzlemi, hala daha loş ve puslu olmasına rağmen, beşeriyetin edinebileceği Yegane Bilgi’dir. Manvantara’ya ait tezahürler de işte bu düzlem üzerinde başlar; çünkü Pralaya sırasında, gelecekteki her Kozmogoni ve Teogoni’nin (Tanrıların Seceresi) planını içeren İlahi Düşünce işte bu Kainat Ruhu’nun içinde uyur.”

Sevgiler

Burcu Yeryüzü